⚖️ Karşılaştır
26. Sure Mustafa Çavdar Şinasi Güneş

Şu'arâ Suresi

Mustafa Çavdar — Mustafa Çavdar Meali

1 Tâ Sîn mîm.

2 İşte bunlar, hakikati açıklayan kitabın ayetleri.

3 Mümin olmuyorlar diye neredeyse kendini helak edeceksin.

4 Şayet biz dileseydik gökten onlara öyle bir mucize indirirdik ki hepsi ona boyun eğip inanmak zorunda kalırdı.

5 Kendilerine, Rahman’dan ne zaman yeni bir mesaj gelse onların tek yaptıkları o mesajdan yüz çevirmek olmuştur. 21/1...3, 50/12...14

6 Nitekim onlar, bu mesaj/Kuran karşısında yalana sarıldılar, ama hafife aldıkları o haber yakında onların da başına gelecektir. 22/42...44, 38/12...14

7 Peki onlar, yeryüzüne ibret nazarıyla hiç bakmıyorlar mı? Biz orada envai çeşit güzellikte bitkiler bitirdik. 6/99, 27/60, 80/17...32

8 İşte bunda da alınacak bir ibret vardır. Fakat onların çoğu yine de iman etmediler.

9 Olsun senin Rabbin, yine de sınırsız bir güç sahibi ve sonsuz rahmet kaynağıdır.

10 Hani bir zaman Rabbin Musa’ya şöyle seslenmişti: “Şu zalimler toplumuna git!” 20/9...48

11 Firavun’un kavmine... Sor onlara hala küfür ve zulümden vazgeçmeyecekler mi? 79/15...26

12 Musa dedi ki: “Rabbim! Onların beni yalancı yerine koymalarından korkuyorum. 7/103...145

13 Ayrıca yüreğim daralır dilim dolaşır diye korkuyorum, onun için Harun’a da elçilik görevi ver. 20/23...28,

14 Üstelik benim onlara karşı işlediğim bir de suçum var. Bu yüzden beni öldürmelerinden de korkuyorum.” 28/15...22

15 Allah: - Asla, şimdi ikiniz, ayetlerimle gidin, şüphesiz biz, sizinle beraberiz sizi korur ve gözetiriz. 20/65...69

16 Firavun’a gidin ve deyin ki: “Biz, bütün âlemlerin Rabbinin gönderdiği elçileriyiz. 40/23...44

17 İsrailoğullarını bizimle beraber gönder.”

18 Firavun dedi ki: Biz seni küçük bir çocukken aramıza alıp yetiştirmedik mi? Ve yıllarca bizim aramızda yaşamadın mı? 28/4...14

19 Sonunda yapacağını yaptın ve sen nankörlerden biri olup çıktın!”

20 –Musa: Evet ben, onu yaptım ama ben o zaman cahildim ne yaptığımı bilmiyordum. 28/4...14

21 Sonra da sizden korktuğum için yanınızdan kaçtım ardından Rabbim bana doğruyu yanlıştan ayırt etme yeteneği verdi ve beni elçilikle görevlendirdi.

22 Başıma kaktığın bu iyiliğe gelince o, İsrailoğullarını kendine kul köle yapmanın bir neticesiydi.

23 Firavun dedi ki: Âlemlerin Rabbi de neyin nesiymiş?

24 Musa: Eğer gerçekten bilip kabul etmek istiyorsanız O, göklerin, yerin ve ikisi arasındaki her şeyin Rabbi/sahibidir. Dedi.

25 –Firavun etrafındakilere: Bu adam neler söylüyor duyuyor musunuz? 20/47...56

26 Musa: O, sizin de Rabbiniz, gelmiş geçmiş atalarınızın da Rabbidir. 1/1...3

27 Firavun: Size gönderildiğini iddia eden bu adam deli.

28 Musa: Eğer anlayıp kavrayabilirseniz O, doğunun, batının ve arasındakilerin Rabbidir.

29 Firavun Musa ya, Eğer benden başka bir ilah edinirsen, andolsun ki seni zindanlarda süründürürüm!

30 Musa: Peki ben sana, apaçık bir delil getirsem de mi? 43/46...56

31 Firavun: Eğer doğru söylüyorsan getir onu bakalım! 20/13...70

32 Bunun üzerine Musa asasını yere bıraktı, bir de ne görsünler! O, gerçekten bir yılan oluvermiş. 20/13...70

33 Musa elini koynuna sokup çıkardı fakat o da ne! Bakanların gözünü kamaştıran bir beyazlık! 28/30...32

34 Firavun çevresindeki ileri gelenlere: Anlaşıldı bu adam işini iyi bilen bir sihirbaz!

35 Sihriyle sizi yurdunuzdan sürüp çıkarmak istiyor, peki siz ne öneriyorsunuz? 10/72...83

36 Danışmanlar: Onu ve kardeşini alıkoy, bir yandan da bütün şehirlere sihirbazları toplayacak adamlarını gönder.

37 Ne kadar usta sihirbaz varsa hepsini sana getirsinler. 7/103...145

38 Nihayet usta sihirbazlar, belirlenen gün ve saatte belirlenen bir yerde toplandılar. 7/103...145

39 Halka da: “Ne duruyorsunuz haydi çabuk toplanın!” diye seslenildi. 7/103...145

40 –Haydi toplanın da sihirbazları destekleyelim böylece galip gelen onlar olsun. 7/103...145

41 Sihirbazlar Firavun’a geldiklerinde: Eğer galip gelirsek, bize bir ödül var, değil mi? dediler. 7/103...145

42 –Firavun: Evet kesinlikle siz benim katımda yüksek bir mevkide olacaksınız. 7/103...145

43 Musa sihirbazlara: Haydi ne hüneriniz varsa gösterin! Dedi. 7/103...145

44 Sihirbazlar, iplerini ve asalarını yere atarak “Firavunun izzet ve şerefine yemin ederiz ki biz mutlaka galip geleceğiz” dediler. 7/103...145

45 Derken Musa da asasını yere bıraktı o da ne! Asa, onların aldatıcı sihir malzemelerini yutuyor. 20/9...72

46 Bunun üzerine bütün sihirbazlar hepsi birden secdeye kapandılar ve 7/103...145

47 –İman ettik âlemlerin Rabbine, dediler. 7/103...145

48 Musa’nın ve Harun’un Rabbine! 7/103...145

49 –Firavun Ben size izin vermeden önce ona iman ettiniz öyle mi? Anlaşıldı demek ki size sihri öğreten büyük ustanız oymuş, fakat göreceksiniz yakında sizin sahip olduklarınızla ellerinizi ve ayaklarınızı keseceğim ve sizi hurma kütüklerinde sallandırıp idam edeceğim. 7/103...145

50 Sihirbazlar: Hiç önemli değil, biz zaten sonunda Rabbimize döneceğiz. 7/103...145

51 Biz iman edenlerin ilki olduğumuz için umarız ki Rabbimiz günahlarımızı bağışlar. 20/9...72

52 Musa’ya, kullarımı geceleyin yola çıkar şüphesiz Firavun ve ordusu tarafından takip edileceksiniz, diye bildirdik. 7/103...145

53 Derken Firavun şehirlere asker toplamak için adamlar gönderip onlara: 7/103...145

54 – Bunlar, kuşkusuz sayıca az, basit ve önemsiz bir topluluk. 7/103...145

55 Fakat bize karşı hınçla dolular. 7/103...145

56 Ama biz de iyi donanımlı ve tedbirli bir toplumuz. 7/103...145

57 Böylece biz onları, bağ ve bahçelerinden ve pınarlarından sürüp çıkardık. 10/44- 45

58 Hazinelerinden makam ve mevkilerinden. 10/44- 45

59 Her şey işte böyle oldu. Biz de İsrailoğullarını onların mal ve mülklerine mirasçı yaptık.

60 Firavun ve askerleri gün doğarken onların peşine düştüler.

61 Her iki taraf da birbirlerinin görüş alanına girince, Musa’nın arkadaşları: İşte şimdi yakalandık, dediler.

62 Musa: Hayır, asla! Dedi. Çünkü Rabbim benimledir ve bana çıkış yolu gösterecektir.

63 İşte o sırada, Musa’ya “Asanı denize vur.” diye vahyettik. Ardından deniz infilak edip ikiye ayrıldı öyle ki her iki yanı sanki büyük bir dağ gibiydi. 20/72...78

64 Geriden gelenleri oraya yaklaştırdık. 20/72...78

65 Musa’yı ve beraberindekilerin tümünü kurtardık. 20/72...78

66 Sonra da, arkalarından gelenleri suda boğduk.

67 Elbet bunda alınacak bir ders mutlaka vardır, fakat insanların çoğu yine de iman etmediler. 7/103...145

68 Olsun senin Rabbin yine de sınırsız bir güç sahibi ve sonsuz rahmet kaynağıdır.

69 Onlara İbrahim’in başından geçenleri de anlat! 37/83...87

70 Hani O, babasına ve halkına, “Siz neye kulluk ediyorsunuz?” Diye

71 Onlar da: Putlara kulluk ediyoruz ve onlara saygıyla adanmış kimseler olarak kalacağız, dediler. 37/83...87

72 – İbrahim; Peki siz onlara dua ile yalvarıp yakardığınızda sizi işitiyorlar mı? 7/191...195

73 Ya da size herhangi bir yararları veya zararları dokunuyor mu?

74 –Onlar: Hayır ama “Biz atalarımız böyle yapıyor bulduk.” dediler. 37/68...71

75 –İbrahim: Peki siz kulluk ettiğiniz şeylerin ne olduğuna hiç düşünüp baktınız mı? Dedi. 37/68...71

76 Hem sizin hem de önceki atalarınızın. 37/68...71

77 Bilin ki onlar artık benim düşmanımdır, benim dostum sadece âlemlerin Rabbidir. 6/1-4-5

78 Ki O’dur beni yaratan ve O’dur bana doğru yolu gösterecek olan.

79 Ki O’dur beni yedirip içiren.

80 Ve hastalandığımda bana şifa verecek olan.

81 Ve O’dur beni öldürecek olan, sonra yeniden beni diriltecek olan.

82 Ve O’dur hesapların görüleceği günde günahlarımı bağışlamasını ümit ettiğim.

83 Rabbim bana doğru karar verme yeteneği bahşet ve beni iyiler arasına kat!

84 Ve beni, gelecek nesillerin içinde doğruluk timsali örnek olarak anılacak birisi yap!

85 Beni nimetlerle dolu cennetlerin varislerinden kıl!

86 Babamı da bağışla, çünkü o, senin doğru yolunda olanlardan değil. 9/113- 114

87 Ve beni herkesin diriltilip hesap vereceği o gün rezil rüsva etme!

88 Zira o gün, ne malın mülkün bir yararı olur ne de evladın.

89 Ancak her türlü pislikten arınmış bir kalple Allah’a gelmiş olan müstesna! 37/83...89

90 Zira o gün cennet, kötülük ve isyandan korunanlar için yaklaştırılacak. 21/101...103

91 Cehennem de azgınların karşısına çıkarılacak. 67/6...12

92 Ve onlara şöyle denilecek: “Söyleyin bakalım kulluk ettikleriniz neredeler? 16/27- 28

93 Hani şu Allah ile aranıza koyduklarınız? Şimdi onlar size yardım edebilecekler mi ya da kendilerini kurtarabilecekler mi?” 40/47...50

94 Ardından Allah ile aralarına koyup kulluk ettikleri ve saptırdıkları azgınlar tepetaklak cehenneme atılacaklar. 43/36...39

95 Hem de İblis ve onun tüm ordusuyla beraber.

96 Onlar orada, birbirlerini suçlayarak, şöyle derler. 14/21- 22

97 –Hayret vallahi biz apaçık bir sapkınlık içindeymişiz ki.

98 O zaman sizi âlemlerin Rabbiyle bir tutmuşuz. 2/21-22-165

99 Aslında bizi saptıran şu günahkâr (önderlerimizdi). 34/31...34

100 Şimdi, artık ne bir şefaatçimiz var.

101 Ne de candan bir dost.

102 Keşke bize bir fırsat daha verilse de inanıp güvenen müminlerden olsak. 6/26...28,

103 İşte bunda da alınacak bir ders mutlaka vardır. Fakat onların çoğu yine de iman etmediler.

104 Olsun senin Rabbin yine de sınırsız bir güç sahibi ve sonsuz bir rahmet kaynağıdır.

105 Nuh’un kavmi de elçilerini yalancılıkla suçlamışlardı. 10/71...73

106 Kardeşleri Nuh, onlara şöyle demişti: “Allah’a karşı gelmekten hiç sakınmıyor musunuz? 7/59...64

107 Bilin ki ben, size gönderilmiş güvenilir bir elçiyim.

108 Allah’a karşı gelmekten sakının ve bana itaat edin. 3/31-32

109 Ben bu davete karşılık sizden herhangi bir ücret de istemiyorum. Zira benim mükâfatım ancak âlemlerin Rabbine aittir.

110 Allah’a karşı gelmekten sakının ve bana itaat edin.”

111 Onlar: Toplumun ayak takımı sana uymuşken biz sana mı inanacağız? Dediler. 11/29...32

112 Nuh da: Ben onların neyi ne niyetle yaptıklarını bilemem. 11/29...32

113 Zira onların hesabı ancak Rabbime aittir, bunu bari kavrayabilseniz. Dedi. 11/29...32

114 Hem ben, inanan kimseleri yanımdan kovacak değilim.

115 Çünkü ben sadece apaçık bir uyarıcıyım.

116 Onlar - Ey Nuh: Eğer bu iddialarından vazgeçmezsen kesinlikle sen taşlanacaksın.

117 Nuh, “Rabbim” dedi. “İşte sonunda halkım beni yalanlamış bulunuyor.

118 Artık sen benimle onların arasında kesin bir hüküm ver, beni ve benimle birlikte inananları kurtar.” 71/1…28

119 Bunun üzerine biz de onu ve beraberindekileri o yüklü gemiyle kurtardık. 11/40...46

120 Ve geride kalanları da suda boğulmaya terk ettik. 10/88…92,

121 İşte bunda da alınacak bir ders mutlaka vardır. Fakat onların çoğu yine de iman etmediler. 14/44-45

122 Olsun senin Rabbin, yine de sınırsız bir güç sahibi ve sonsuz bir rahmet kaynağıdır.

123 Ad halkı da elçilerini yalancılıkla suçlamışlardı.

124 Kardeşleri Hud onlara: Siz Allah’a karşı gelmekten hiç sakınmıyor musunuz? Demişti.

125 Ben size gönderilmiş güvenilir bir elçiyim.

126 Allah’a karşı gelmekten sakının ve bana itaat edin. 6/42...44

127 Bu davetime karşılık ben sizden herhangi bir ücret de istemiyorum. Benim mükâfatımı vermek ancak Âlemlerin Rabbine aittir.

128 Siz her tepeye bir anıt dikip boş işlerle mi uğraşıyorsunuz? 11/50...60

129 Yoksa siz görkemli ve sağlam binalar yaparak sonsuza kadar yaşamayı mı umuyorsunuz? 7/65...72

130 Elinize her fırsat geçtiğinde hak hukuk tanımadan hep böyle zorbalık mı yapacaksınız? 41/15- 16

131 Allah’a karşı gelmekten sakının ve bana itaat edin. 6/42...44

132 Aklınıza gelebilecek her nimeti size sunana karşı gelmekten sakının! 26/133- 134

133 Mesela evlatları ve sürü sürü hayvanları.

134 Dahası bağları, bahçeleri ve pınarları. 80/23...33

135 Aksi halde ben, sizin o korkunç bir günün azabına çarpılmanızdan korkuyorum. 87/12-13

136 Onlar da şöyle dediler: Öğüt versen de vermesen de bizim için fark etmez.

137 Zira senin bu söylediklerin öncekilerin uydurdukları şeylerdir.

138 Hem biz senin uyarılarına kulak asmadık diye azaba uğrayacak da değiliz.

139 Böylece Hud’u yalanladılar. Bunun üzerine biz de onları helak ettik. İşte bunda da alınacak bir ders mutlaka vardır ama onların çoğu yine de iman etmediler.

140 Olsun senin Rabbin, yine de sınırsız güç sahibi ve sonsuz rahmet kaynağıdır.

141 Semud Kavmi de elçilerini yalancılıkla suçlamışlardı.

142 Kardeşleri Salih, onlara: Siz hiç Allah’a karşı gelmekten sakınmıyor musunuz? Demişti. 7/73...79

143 Ben, size gönderilmiş güvenilir bir elçiyim. 7/73...79

144 Allah’a karşı gelmekten sakının ve bana itaat edin. 7/73...79

145 Zira ben bu davete karşılık sizden herhangi bir ücret istemiyorum. Benim mükâfatımı vermek ancak âlemlerin Rabbine aittir.

146 Siz, buralarda hep böyle güven içinde bırakılacağınızı mı sandınız? 11/61...68

147 Bağlarda bahçelerde, pınar başlarında. 26/148, 27/45...53

148 Ekinlerin ve salkım saçak olgunlaşmış hurmalıklar içinde.

149 Kayaları ustaca yontarak yaptığınız şu evlerde şımararak yaşayacağınızı mı sandınız?

150 Artık, Allah’a karşı gelmekten sakının ve bana itaat edin. 41/17-18

151 Haddi aşanların isteklerine boyun eğmeyin. 68/8...14

152 Memlekette saliha/ıslah edici hiçbir şey yapmayan sürekli bozgunculuk yapanların.

153 – Onlar: Belli ki sen adamakıllı büyülenmiş birisin, dediler.

154 Nihayetinde sen de bizim gibi bir beşersin. Eğer, doğru söylüyorsan haydi bize bir ayet yani mucize getir bakalım. 14/9- 10

155 – Salih: İşte şu dişi deve; Su içme hakkı belli bir gün onundur, belli bir gün sizindir, dedi. 54/27-28

156 Sakın ona herhangi bir zarar vermeyin aksi takdirde sizi korkunç bir günün azabı yakalar. 91/11...15

157 Buna rağmen onu hunharca boğazladılar, fakat sonunda pişman oldular. 7/73...79

158 Çünkü o azap onları yakalayıverdi. Bu olayda da alınacak bir ders mutlaka vardır fakat onların çoğu yine de iman etmediler.

159 Olsun senin Rabbin yine de O, sınırsız güç sahibi ve sonsuz rahmet kaynağıdır.

160 Lut’un kavmi de elçilerini yalancılıkla suçlamışlardı. 7/80...84

161 Kardeşleri Lut onlara şöyle demişti: Siz hiç Allah’a karşı gelmekten sakınmıyor musunuz? 11/77...83

162 Ben, size gönderilmiş güvenilir bir elçiyim. 15/57...77

163 Allah’a karşı gelmekten sakının ve bana itaat edin. 3/31-32

164 Ben bu davetime karşılık sizden herhangi bir ücret istemiyorum. Benim mükâfatım, ancak Âlemlerin Rabbine aittir.

165 Siz nasıl oluyor da insanların içinden erkeklere yanaşıyorsunuz? 27/54...58

166 Bu şekilde Rabbinizin, sizin için yarattığı eşlerinizi bir yana bırakıyorsunuz. Siz basbayağı sınırları çiğneyen bir toplumsunuz.

167 – Onlar: Ey Lut eğer buna bir son vermezsen, kesinlikle buradan sürülüp çıkarılacaksın. Dediler.

168 – Lut: Ben sizin yaptıklarınızdan tiksiniyorum ve sizi şiddetle kınıyorum, dedi. 15/57...77

169 Rabbim dedi, “Beni ve ailemi onların yaptıklarının şerrinden koru!” 51/35...37

170 Biz de onu ve tüm ailesini kurtardık. 51/35...37

171 Yalnız arkada kalıp dökülenlerden olan o yaşlı hanımı hariç. 51/35...37

172 Sonra, diğerlerini yerin dibine geçirdik. 51/35...37

173 Üzerlerine de yağmur gibi taş yağdırdık. Uyarıldıkları halde kulak asmayanların yağmuru ne kötüdür. 37/133...138

174 İşte bunda da alınacak bir ders mutlaka vardır. Ama onların çoğu yine de iman etmediler.

175 Olsun senin Rabbin yine de sınırsız bir güç sahibi ve sonsuz rahmet kaynağıdır.

176 Eyke halkı da elçilerini yalancılıkla suçlamışlardı. 7/85...93

177 Şuayb onlara: Hiç Allah’a karşı gelmekten sakınmıyor musunuz? Demişti.

178 Ben, size gönderilmiş güvenilir bir elçiyim. 11/84...95

179 Allah’a karşı gelmekten sakının ve bana itaat edin.

180 Ben bu davetime karşılık sizden herhangi bir ücret istemiyorum. Benim mükâfatım ancak âlemlerin Rabbine aittir.

181 Ölçüyü tam tutun. Eksik tartarak hak yiyenlerden olmayın. 83/1...4

182 Tarttığınız zaman da dosdoğru terazi ile tartın.

183 İnsanların mal ve eşyalarını eksik değer biçerek değerinden düşürmeyin. Böylece memlekette dirlik ve düzeni bozmayın.

184 Sizi ve daha önceki nesilleri yaratan Allah’a karşı gelmekten sakının. 38/12- 13

185 Onlar: Belli ki sen, adamakıllı büyülenmiş birisin, dediler. 7/84...93

186 Nihayetinde sen de bizim gibi bir beşersin. Biz kesinlikle inanıyoruz ki sen yalancısın. 17/94- 95

187 Eğer, doğru söylüyorsan haydi üzerimize gökten bir parça düşür de görelim.

188 – Şuayb: Rabbim sizin yaptıklarınızı çok iyi biliyor, dedi.

189 Neticede onu böyle yalanladılar ve onları kara bulutların kapladığı bir günün azabı yakalayıverdi. Gerçekten o azabın geldiği gün çok korkunç bir gündü. 7/91...93

190 Şüphesiz bunda da alınacak bir ders mutlaka vardır ama onların

191 Olsun senin Rabbin yine de sınırsız bir güç sahibi ve sonsuz rahmet kaynağıdır.

192 Şüphe yok ki bu Kuran, âlemlerin Rabbi tarafından indirilmiştir. 2/97...99

193 Onu güvenilir ruh (Cebrail) indirmiştir. 2/97...99

194 Tam da senin kalbine. Uyarıcılardan olman için. 2/97...99

195 Hem de apaçık Arapça ile.

196 Bu, mesajın özü önceki kitaplarda mevcuttur.

197 İsrailoğullarının bilginlerinin bunu bilmeleri, onlar için bir delil olarak yeterli değil midir? 45/16- 17

198 Eğer biz onu Arap olmayan birine indirmiş olsaydık.

199 O da onlara bu mesajı okusaydı, anlayamadık diye buna inanmazlardı.

200 İşte bu Kuran suçluların kalplerine etki etmeden böylece geçip gitti.

201 Acıklı azabı görünceye kadar bu Kuran’a inanmadılar.

202 Ama o azap, onlara hiç beklemedikleri bir anda ansızın gelir.

203 İşte o zaman onlar: Bize birazcık mühlet verilmeyecek mi? derler.

204 Oysa onlar, önceden azabımızın ansızın gelmesini istemiyorlar mıydı?

205 Düşünsene bir, biz onlara yıllarca safa sürmeleri için fırsat versek de,

206 Sonra da onlara vaat edilen azap başlarına gelse.

207 Peki yıllarca sürmüş oldukları safa onlara ne fayda sağlar?

208 Zira biz uyarıcılar göndermediğimiz hiçbir ülkeyi helak etmedik. 17/15, 6/130-131

209 Gerçekleri hatırlatan bir uyarıcı. Yoksa biz kimseye zulmederek haksızlık edecek değiliz.

210 Hem bu Kuran’ı şeytanlar indirmiş değildir. 56/75...81

211 Zira bu onların işi değil ve hem buna güçleri de yetmez. 72/26...28

212 Çünkü onlar, vahyi işitmekten bile men edilmişlerdir. 37/6...10

213 Sakın ola ki Allah ile beraber başka bir ilaha dua ile yalvarma, yoksa cezalandırılanlardan olursun.

214 Ve sen önce yakın akrabalarını uyar! 31/12...20

215 Sana tabi olan müminlere de kol kanat ger!

216 Eğer sana karşı gelenler olursa onlara, ben sizin yaptıklarınızdan uzağım, de.

217 Ve sen sınırsız güç sahibi ve sonsuz rahmet kaynağı olan Allah’a güvenip bağlan!

218 Zira O, seni tek başına namaza kalktığın zaman da görür;

219 Secde edenlerle birlikte namaz kılarken de hal ve hareketlerini de.

220 Çünkü O, her şeyi işiten ve her şeyi bilendir.

221 Peki şeytanların kimlere indiğini size haber vereyim mi?

222 Onlar nerede bir iftiracı, nerede bir günahkâr varsa onlara inerler. 16/98...100

223 Çünkü onlar Şeytanlara kulak verirler. Onların çoğu zaten yalancıdır. 14/21- 22

224 Ve şairlere de ancak azgınlar uyar.

225 Görmez misin ki onlar, boş kuruntu ve hayal dünyasında şaşkın şaşkın dolaşırlar.

226 Ve yapmadıkları şeyleri söyler dururlar.

227 Ancak iman eden, iyi ve güzel işler yapan, Allah’ı sürekli gündeminde tutan ve zulme uğradıktan sonra kendilerini savunanlar hariç. Sonunda o zalimler nasıl bir devrim ile devrileceklerini yakında anlayacaklar. 4/173, 67/29, 78/1...4

← 25. Furkân 27. Neml →