⚖️ Karşılaştır
11. Sure Mustafa Çavdar Şinasi Güneş

Hûd Suresi

Mustafa Çavdar — Mustafa Çavdar Meali

3 Rabbinizden günahlarınız için bağışlanma dileyin, sonra tövbe ile O’na yönelin ki belirlenmiş bir süreye kadar sizi güzel bir şekilde yaşatsın ve her erdem sahibine hak ettiği mükâfatını versin. Şayet yüz çevirecek olursanız ben sizin başınıza gelecek olan o korkunç günün azabından korkarım. 5/74, 11/52- 90, 25/70-71,

4 Er ya da geç dönüşünüz Allah’adır. Zira Allah her şey için bir ölçü

5 Dikkat edin onlar güya Allah’tan kaçıp saklanmak için kalplerindeki kötü niyetleri örtüp gizlemeye çalışıyorlar. İyi bilin ki onlar kalplerinde olanları kat be kat örtüp gizleseler bile Allah onların gizlediklerini de açığa vurduklarını da bilir. Zira O, göğüslerdeki sırları bilendir. 16/19- 23,

6 Yeryüzünde hareket eden hiçbir canlı yoktur ki rızkı Allah’a ait olmasın. O, onların hayat mecrasındaki geçici ve kalıcı olarak yerleştikleri yeri bilir. Zira bunların hepsi apaçık bir kitapta/yasada mevcuttur. 2/126, 16/52...56- 71,

7 Gökleri ve yeri altı aşamada yaratan O’dur. O, hanginiz daha güzel amel yapacak diye sizi sınamak için hükümranlığının en büyük göstergesi olan hayatı su ile başlatmış idi. Eğer onlara “Öldükten sonra kesinlikle yeniden diriltileceksiniz” diye söylesen o gerçeği örtbas eden kâfirler: “Bu apaçık sihirden/aldatmacadan başka bir şey değildir” derler. 10/3, 32/4, 57,4,

8 Şayet onlardan o azabı belli bir süre ertelersek: – Onu engelleyen nedir, derler. İyi bilin ki o azap geldiği gün onu onlardan savuşturacak hiçbir güç olmayacak ve hafife aldıkları şey kendilerini çepeçevre kuşatacaktır. 16/61, 18/58- 59,

9 Eğer biz insana tarafımızdan bir rahmet tattırıp, sonra o nimeti çekip alsak hemen karamsarlığa kapılır ve nankörleşir. 17/83, 34/15...21, 89/15...28

10 Eğer ona dokunan sıkıntı ve darlıktan sonra onu nimetlere gark etmiş olsak bütün kötülükler benden uzaklaştı onlardan kurtuldum der ve küstahça bir övünce kapılır. 10/12, 16/53- 54, 39/7- 8- 49, 89/15- 16

11 Yalnız sıkıntı ve darlıklara sabreden ve güzel işler yapanlar böyle şımarmazlar. İşte onlar için ilahi bir bağış ve muhteşem bir ödül vardır. 2/153- 155,

12 Sen: – Sana bir hazine indirilmeli veya seninle birlikte bir melek gelmeli değil miydi? Dedikleri için göğsün daralıp sana vahyedilen ayetlerden

13 Yoksa: – Bu Kuran’ı kendisi uydurdu mu diyorlar? De ki: – Eğer iddianızda samimi iseniz Allah ile aranıza koyduğunuz herkesi yardıma çağırın da uydurulmuş on sure de siz getirin bakalım.

14 Eğer sizin bu meydan okumanıza cevap veremezlerse, iyi bilin ki bu Kuran Allah’ın sonsuz bilgisi ile indirilmiştir ve şunu da iyi bilsinler ki O’ndan başka ilah yoktur, sadece O vardır. Artık Müslüman oldunuz değil mi?

15 Kim bu dünya hayatını ve onun ziynetini isterse, burada onların yaptıklarının karşılığını tastamam veririz de onlar orada hiçbir haksızlığa uğratılmazlar. 17/18- 19, 42/20, 75/20-21,

16 Ne var ki onların ahirette hak ettikleri ateşten başka bir şey olmayacaktır. Zira onların dünyadayken yapıp ettikleri her şey boşa gitmiştir. Zaten yaptıkları her şey de batıldır. 10/7-8,

17 Rabbinden gelen kesin bir bilgiye dayanan ve O’nun katından bir şahidin izlediği ve ondan önce de bir önder ve rahmet olarak Musa’ya indirdiğimiz kitabı tasdik eden bir olur mu? İşte bunlar ilahi hakikatlere iman edenlerdir. Bu gruplardan kim bu hakikate inanmazsa onun varış yeri ateştir. Sakın sen bu Kuran’dan şüphe etme! Zira bu Rabbinden gelen hakkın ta kendisidir. Fakat insanların çoğu iman edip mümin olmuyorlar.

18 Kendi uydurduğu yalanları Allah’a isnat edenden daha zalim kim vardır? İşte onlar hesap için Rabblerinin huzuruna getirildiklerinde şahitler diyecekler ki: İşte Rablerine karşı yalan uyduranlar bunlardır, iyi bilin ki Allah’ın laneti Allah’a iftira eden bu zalimlerin üzerinedir. 6/21-93, 10/17-69

19 –Onlar insanları Allah’ın yolundan saptırır ve onu eğri büğrü göstermeye çalışırlar, onlar ahireti de hesaba katmayan kâfirlerdir. 14/2-3

20 İşte onlar, bu dünyada Allah’ın cezalandırmasından kurtulamayacaklar, ahirette ise Allah ile aralarına girip kendilerine yardım edecek

21 İşte bunlar kendilerini mahvedenlerdir. Ve uydurdukları kurtarıcıları kendilerini yüzüstü bırakıp terk etmişlerdir. 2/166- 167, 33/66...68, 34/31...33, 40/47...50

22 Hiç kuşkusuz ki bunlar ahirette en çok hüsrana uğrayacak olanlardır.

23 Ama iman edip, doğru işler yapanlar ve Rablerine yürekten bağlananlar, işte bunlar cennet halkıdırlar ve orada kalıcıdırlar.

24 Bu iki topluluğun durumu; kör ile gören, sağır ile işiten gibidir, örnek olarak bu ikisi bir olur mu? Hiç düşünüp ibret almaz mısınız? 35/19...23, 38/28, 40/58, 68/35...37

25 Andolsun ki biz Nuh’u halkına elçi olarak göndermiştik. O da şöyle demişti: – Ben, size gönderilmiş apaçık bir uyarıcıyım.

26 Allah’tan başkasına kulluk etmeyin, eğer böyle yaparsanız ben sizin acı bir günün azabına uğramanızdan korkuyorum.

27 Bunun üzerine halkının ileri gelen kâfirleri şöyle dediler: – Bize göre sen de bizim gibi sıradan bir beşersin üstelik sana içimizden ayak takımından başkasının uymadığını da görüyoruz, senin bize bir üstünlüğünün olduğunu da düşünmüyoruz, bilakis sizin yalancı olduğunuza inanıyoruz.

28 Nuh şöyle dedi: - Ey halkım, düşünsenize, ya ben Rabbimden gelen apaçık bir belgeye/vahye dayanıyorsam ve bana katından bir rahmet/elçilik verilmişse siz de bunu görmüyorsanız? İstemediğiniz halde biz sizi iman etmeye zorlayabilir miyiz?

29 Ey halkım, ben sizden bu tebliğe karşılık bir ücret istemiyorum. Benim ücretimi/mükâfatımı sadece Allah verecektir. Ben, iman eden kimseleri yanımdan kovacak da değilim. Zira onlar bir gün elbette Rabblerine kavuşacaklar. Fakat ben sizin cahilce hareket eden bir topluluk olduğunuzu görüyorum.

30 – Ey Halkım, eğer ben bunları kovarsam, Allah’a karşı beni kim savunup yardım edebilir? Hiç düşünmüyor musunuz?

31 Ayrıca ben size, “Allah’ın hazineleri benim yanımda” demiyorum. Ve ben gaybı/gelecekte olacakları da bilemem. Ve ben, size “Ben bir meleğim” de demiyorum. Küçümseyip hor gördükleriniz hakkında “Allah kesinlikle bunlara ileride hayır vermeyecek” diye bir hüküm de veremem. Zira onların içlerinde olan niyet ve düşünceleri en iyi Allah bilir. Eğer bunları söylersem o zaman ben haksızlık yapan zalimlerden olurum.

32 Dediler ki: – Ey Nuh, sen bizimle epey tartıştın ve tartışmada da çok ileri gittin. Eğer doğru söylüyorsan haydi bize vaat ettiğin azabı hemen getir.

33 Nuh da dedi ki: - Allah onu yeter ki dilesin onu sizin başınıza sardığında ondan asla kaçıp kurtulamazsınız.

34 Ben size ne kadar öğüt vermeye çalışırsam çalışayım eğer Allah sizin azgınlığınızı onaylamışsa benim size verdiğim öğütlerin hiçbir faydası olmaz, zira Rabbiniz O’dur, en sonunda Allah’a döndürüleceksiniz.

35 Yoksa “Uydurdu” mu? Diyorlar. De ki: – Eğer, onu ben uydurmuşsam bunun suçu bana aittir. Ben de sizin işlediğiniz suçlardan sorumlu değilim.

36 Nuh’a şöyle vahyedilmişti “Halkından şimdiye kadar iman edenlerin dışında kimse inanmayacak, o halde onların yaptıklarına sakın üzülme.”

37 – Şimdi sen bizim gözetimimizde ve vahyettiğimiz şekilde gemiyi inşa etmeye başla, sakın ola ki kendine yazık eden zalimler için bana yalvarma! Onlar kesinlikle boğulacaklar.

38 Nuh gemiyi inşa etmeye başladığında toplumun ileri gelenleri oradan her gelip geçtiklerinde onunla alay ederlerdi. Nuh da: – Bizimle alay edin bakalım, zamanı geldiğinde sizin bizimle alay ettiğiniz gibi biz de sizinle alay edeceğiz, derdi. 83/29...36

39 İşte o zaman dünyada rezil rüsva eden azabın kime gelip çatacağını ve ahirette de kalıcı azabın kimi kuşatacağını anlayacaksınız.

40 Sonunda azap ve helak emrimiz gelip de, her yerden sular fışkırmaya başlayınca Nuh’a dedik ki: – Her canlıdan birer çift ve haklarında helak hükmü verilmiş olanlar dışında kalan aileni ve iman edenleri gemiye bindir. Zaten onunla birlikte iman etmiş olanların sayısı çok azdı.

41 Nuh da: - Gemiye binin, onun yol alması da durması da Allah’ın adı Bismillah ile olsun. Şüphesiz benim Rabbim, çok bağışlayan ve çok merhamet edendir, dedi.

42 Gemi dağ gibi dalgalar arasında akıp gidiyordu. Nuh da bir kenara çekilmiş olan oğluna: – Yavrucuğum, gel bizimle beraber gemiye bin, kâfirlerle beraber olma! Diye seslendi. 46/15...17

43 Oğlu: – Ben bir dağa tırmanırım o dağ beni suda boğulmaktan korur dedi. Nuh da, – Bugün Allah’ın kendisine merhamet ettiğinden başkası kurtulamaz, dedi. O arada aralarına bir dalga girdi ve artık o da boğulanlardan biriydi.

44 Bir süre sonra “Ey gökyüzü yağmuru tut, ey yeryüzü suyunu çek!” diye emredildi. Sular çekildi ve hüküm gerçekleşti ve gemi Cudi’de karaya oturdu ve şöyle denildi: – Kahrolsun yanlışta ısrar eden zalimler topluluğu!

45 Ve Nuh, Rabbine yalvararak şöyle dedi: – Rabbim, oğlum da benim ailemden biriydi ve şüphesiz senin vaadin de mutlaka yerine gelecektir. Zira sen hüküm verenlerin en adilisin.

46 Allah buyurdu ki: - Ey Nuh şüphesiz o ehlinden değildir. Ve isteğin geçersizdir. Bilgin olmadığı bir konuda istekte bulunma. Cahillerden olmayasın diye sana öğüt veriyorum.

47 Ve Nuh da: - Rabbim, aslını esasını bilmediğim şeyi senden talep etmekten sana sığınırım. Eğer beni bağışlamaz ve bana merhamet etmezsen işte o zaman büsbütün kaybedenlerden olurum, dedi.

48 Bunun üzerine denildi ki : - Ey Nuh, sen ve seninle birlikte olan topluluklara, katımızdan selam mutluluk ve bereket müjdesiyle gemi 182

49 İşte bu kıssa, sana vahyettiğimiz gayb haberlerindendir. Bundan önce ne sen ne de kavmin bu kıssayı biliyordunuz. Sabret, mutlu son sorumluluğunu yerine getiren ve günahlardan korunan muttakilerindir.

50 Âd toplumuna da soydaşları Hud’u gönderdik. O da: – Ey halkım, Allah’a gereği gibi kulluk edin, zira sizin O’ndan başka ilahınız yoktur. Siz Allah’a iftira etmekten başka bir şey yapmıyorsunuz, dedi.

51 Ey halkım, bu göreve karşılık ben sizden bir ücret istemiyorum. Benim ücretimi takdir etmek yalnızca beni yoktan yaratana düşer, bunu da mı düşünemiyorsunuz?

52 Ey halkım, günahlarınız için Rabbinizden af dileyin, sonra da iyiliklerle ve tövbe ile O’na yönelin ki üzerinize gökten bol bol rahmet yağdırsın ve gücünüze güç katsın, Ondan yüz çevirip de suçlu duruma düşmeyin.

53 – Ey Hud, sen bize apaçık bir belge/mucize getirmedin, sırf sen söyledin diye ilahlarımızı bırakacak değiliz ayrıca biz senin söylediklerine de hiç inanmıyoruz, dediler. 28/48 54-55. - Bizim sana, “İlahlarımızdan biri seni fena çarpmış” demekten başka söyleyecek bir sözümüz yok, dediler. Hud: – Bakın Allah şahidim olsun, siz de şahit olun ki, ben sizin Allah’tan başka ilahlık yakıştırıp şirk koştuğunuz o ortaklardan tamamen uzağım, haydi hepiniz birden bana istediğiniz tuzağı kurun sonra da bana göz açtırmayın, dedi.

56 Çünkü ben, sadece benim de sizin de Rabbiniz/sahibiniz olan Allah’a güvenip dayanmışım, Zira hiçbir canlı yoktur ki Allah’ın yönetimi altında bulunmasın. Şüphesiz ki Rabbimin yolu dosdoğru yolun ta kendisidir.

65 Deveyi hunharca kestiler bunun üzerine Salih “Yurdunuzda üç gün daha yaşayın bakalım, zira sizi uyardığım azap yalanlanamayacak bir vaattir.” dedi. 26/141...159, 54/23...31

66 Cezalandırma emrimiz gelince Salih’i ve onunla beraber iman edenleri katımızdan bir rahmet ile kurtardık dolayısıyla o gün yaşayacakları utançtan kurtardık. Kuşkusuz senin Rabbin var ya O sınırsız bir güç sahibidir ve üstün olandır.

67 Ve o yanlışta ısrar eden zalimleri korkunç bir çığlık yakalayıverdi, dizüstü çökmüş bir halde evlerinde cansız donakaldılar.

68 Sanki orada hiç yaşamamışlardı. İyi bilin ki, Rablerine nankörlük edenler bu Semud halkı idi. Ve iyi bilin ki Semud tarihten silindi gitti.

69 Andolsun ki elçilerimiz, İbrahim’e bilge bir oğlan çocuğu müjdesi ile gelmişler ve “Selam!” demişlerdi. İbrahim de: – Selam! Diye mukabele etmiş, çok geçmeden önlerine kızarmış bir dana kebabı getirmiş idi.

70 Fakat ona ellerini uzatmadıklarını görünce onlardan işkillendi ve içine bir korku düştü. - Korkma, dediler, biz, aslında Lut kavmine gönderildik. 51/26-27

71 Bu arada ayakta durmakta olan hanımı güldü, biz de ona İshak’ı müjdeledik, İshak’ın ardından da Yakub’u müjdeledik.

72 – Ardından şaşkınlık içerisinde “Vay başıma gelene, ben bu ihtiyar halimle çocuk mu doğuracağım? Üstelik kocam da iyice ihtiyarlamışken, bu gerçekten şaşılacak bir şey” dedi.

73 Melekler: - Sen Allah’ın takdirine mi şaşırıyorsun? Allah’ın rahmeti ve bereketi sizin üzerinize olsun ey hane halkı, şüphesiz ki odur her türlü övgüye layık olan ve sonsuz cömert olan, dediler. 37/108-109

74 Nihayet İbrahim’in korkusu geçip, meleklerin müjdesini de alınca Lut halkı için bizimle tartışmaya başladı.

75 Çünkü İbrahim, insanlara karşı çok yumuşak ve yufka yürekli idi ve kendini Allah’a adamış biriydi. 9/113-114

76 Melekler: - Ey İbrahim, bundan vazgeç. Şüphesiz Rabbinin cezalandırma talimatı gelmiştir, onlara geri döndürülemeyecek bir azap gelmiştir, dediler.

77 Elçilerimiz, Lut’a gelince onları kavmine karşı koruyamayacağını düşünerek derin bir endişeye kapıldı ve yüreği daraldı. Ve ‘’Bu gün çok çetin bir gün olacak’’ dedi. 15/67- 68

78 Daha önce de bu çirkin işleri yapmaya alışmış olan halk, koşarak ona geldiler. Ve Lût onlara: – Ey kavmim, Allah’tan korkun da, misafirlerime karşı beni rezil etmeyin İşte kızlarım(ız) onlar sizin için temiz olandır. İçinizde hiç mi aklı başında bir adam yok? Dedi.

79 Onlar: - Sen de iyi biliyorsun ki senin kızlarında bizim gözümüz yok. Aslında sen bizim ne istediğimizi çok iyi biliyorsun, dediler.

80 Lut: Ah keşke size karşı koyabilecek bir gücüm ya da sağlam bir kaleye sığınabilme imkânım olsa, dedi.

81 Melekler: - Ey Lût, biz, Rabbinin elçileriyiz. Onlar, sana asla ilişemeyecekler sen gecenin bir vaktinde ailenle birlikte yola koyul ve sizden hiç kimse ardına bakmasın, eşin hariç, zira o azgın toplumun başına gelecek bela onun da başına gelecektir. Onların azapla randevuları bu sabahtır. Zaten sabah da çok yakın değil mi? dediler. 51/35 82-83. Azap hükmümüz gelince o memleketin altını üstüne getirdik. Üzerlerine Rabbin tarafından hedefi belirlenmiş işaretli, püskürtü halinde sert taşlar yağdırdık. Bu taşların zalimleri de helak etmesi pek de uzak değildir.

84 Medyen halkına da soydaşları Şuayb’i gönderdik. – Ey halkım, dedi, yalnızca Allah’a kulluk edin. Çünkü sizin O’ndan başka ilahınız yoktur. Ölçü ve tartıda sakın hile yapmayın. Şu anda ben sizi her ne kadar bolluk ve refah içinde görüyorsam da ben yine de sizi çepeçevre kuşatacak olan bir günün azabından korkuyorum.

85 Ey Halkım, işte bunun için ölçü ve tartıyı hakkıyla yapın. İnsanların mallarını çalıp çırpmayın, böyle yaparak da memlekette bozgunculuk çıkarmayın. 26/181- 182, 83/1...3

86 Eğer mümin olursanız Allah’ın bıraktığı kâr sizin için daha hayırlıdır. Ben, sizin koruyucunuz değilim.

87 Onlar da: – Ey Şuayb, dediler, atalarımızın kulluk ettiğini terk etmemizi ya da mallarımız üzerinde istediğimiz gibi davranmaktan vazgeçmemizi senin salâtın mı/namazın mı emrediyor? Hâlbuki sen akıllı uslu bir adamsın! 38/6...9

88 Şuayb: – Ey halkım, düşünsenize, ya ben, Rabbimden gelen kesin bir delile/vahye dayanıyorsam ve beni katından güzel bir rızıkla/elçilikle rızıklandırmışsa? Oysa ben size yasakladığım konularda size muhalefet etmek istemiyorum/kendim bunları yaparak menfaat sağlamak istemiyorum. Ben sadece gücüm yettiğince düzeltmek istiyorum ama bunu başarabilmem de yalnızca Allah’ın yardımıyla mümkündür. Zira ben sadece O’na dayanmış ve sadece O’na yönelmişim.

89 – Ey halkım, bana düşmanlığınız sizi, Nuh kavminin veya Hud kavminin ya da Salih’in kavminin başına gelen felaketlere yol açacak günahlar işlemeye sürüklemesin. Lut kavmi de size hiç de uzak değil. 40/30...34

90 Öyleyse haydi Rabbinizden bağışlanma dileyip tövbe ile O’na yönelin! Kuşkusuz ki benim Rabbim çok merhamet edendir ve yanlıştan dönenleri çok sevendir. 5/74, 11/2- 3- 52, 110/1-3

91 – Ey Şuayb, dediler. Biz, senin söylediklerinin çoğunu anlamıyoruz ve üstelik senin aramızda ne kadar güçsüz biri olduğunu da görüyoruz. Eğer kabilenin hatırı olmasaydı seni taşlayarak öldürürdük. Zaten senin bize hiçbir üstünlüğün de yok.

92 Şuayb: Ey halkım, benim kabilemin hatırı sizin nazarınızda Allah’ın hatırından daha mı üstün ki Allah’ı hiç hesaba katmıyorsunuz? Elbette Rabbim sizin yaptıklarınızı kuşatacaktır, dedi. 32/14, 45/34- 35

105 O gün gelince, Allah’ın izin verdikleri dışında hiç kimse konuşamayacak, o gün insanların bir kısmı bedbaht ve mutsuzdur, bir kısmı da bahtiyar ve mesuttur. 123/108, 50/28, 78/38.

106 Bedbaht olanlar ateşe girecekler ve orada inim inim inleyecekler. 22/22, 32/20, 35/37, 40/47...50

107 Rabbin aksini dilemezse, gökler ve yer durdukça onlar orada kalacaklar. Şüphesiz senin Rabbin, dilediğini yapandır. 23/99...118, 43/74...78

108 Mesut olanlar ise cennettedirler. Rabbin aksini dilemezse gökler ve yer durdukça cennette kalacaklar. Bitmez tükenmez bir nimete nail olacaklar. 10/26, 35/33...35, 36/55...58

109 Artık şu adamların neye kulluk ettiklerinden hiç şüphen olmasın, zira onlar, daha önce babalarının ibadet ettikleri gibi kulluk ediyorlar. Hiç şüphe yok ki biz onların payına düşeni eksiksiz ödeyeceğiz. 2/170-171, 37/69-70

110 Andolsun ki biz Musa’ya da kitap vermiştik de onlar, onda da görüş ayrılığına düşmüşlerdi. Eğer daha önce Rabbin tarafından verilmiş bir kelime/söz olmasaydı, aralarında hüküm verilir ve işleri bitirilirdi. Onlar hala bu Kuran’dan da şüphe içindedirler. 6/91, 14/5, 35/45, 45/16-17

111 Hiç şüphen olmasın ki Rabbin onların her birine yaptıklarının karşılığını tastamam verecektir. Çünkü Allah, onların yaptıkları her şeyden haberdardır.

112 Öyleyse sen emrolunduğun gibi dosdoğru ol! Senin yanında Allah’a yönelenler de. Sakın ola ki taşkınlık yapmayın. Şüphesiz ki O, yaptıklarınızı görmektedir.

113 Ve sakın yanlışta ısrar eden zalimlere en ufak meyil göstermeyin, yoksa ateş size de dokunur. Sizin Allah’tan başka evliya ve koruyucunuz olmadığına göre sonra hiç yardım da göremezsiniz.

114 Gündüzün iki tarafında (öğle ve ikindi) ve gecenin gündüze yakın vakitlerinde (Sabah, akşam ve yatsı) namazını kıl, unutma ki iyilikler kötülükleri giderir. İşte bu, öğüt alacaklara bir hatırlatmadır. 17/78, 20/130, 30/17- 18

115 Ve sen (sıkıntı ve zorluklara karşı) sabret! Zira Allah sebat eden iyilerin mükâfatını asla zayi etmez.

← 10. Yûnus 12. Yûsuf →