⚖️ Karşılaştır
41. Sure Mustafa Çavdar Şinasi Güneş

Fussilet Suresi

Şinasi Güneş — Apacikuran.com

1 Ayrı ayrı ileten kimdir?

2 İndirilişi Rahman ve Rahim [1] tarafındandır [2].

3 Bilinçli bir halk için, ayetleri ayrıntılı olarak açıklanmış [1] açık, anlaşılır, eğrisi olmayan bir hitap kümesinden [2] oluşan bir kitaptır.

4 Uyarıcı ve müjdeci olarak [11:2]. Buna rağmen, onların çoğu, geri durup [duyarsız kalıp] kulak vermiyorlar.

5 ''Bizi kendisine davet ettiğiniz şeyden kalplerimiz kapalılık / örtü / zırh içerisinde, kulaklarımızda ağırlık ve aramızda bir perde vardır [1]. Yaptığını yap, şüphesiz biz de yapanlarız.'' dediler.

6 De ki! ''Ben ancak sizin gibi bir beşerim. Bana; gerçekten ilahınızın ancak tek bir ilah olduğu vahyediliyor. Bu yüzden, O'na karşı dosdoğru olun [1] ve O'ndan bağışlanma dileyin. Ortak koşanlara eyvah [18:110]!''

7 Onlar [müşrikler], arınmanın bedelini yerine getirmezler ve ahiret hakkında da gerçekleri örterler [1].

8 İnanıp güvenen ve düzeltici işler yapanlara, mihnet altında bırakmayan bir karşılık vardır [84:25, 95:6].

9 De ki! ''Gerçekten siz, yeryüzünü iki aşamada oluşturana mı nankörlük ediyor ve O'na eşler kılıyorsunuz [1]? İşte bu, alemlerin Rabbidir.''

10 Orada üzerinden sabit ağırlıklar kıldı, orasını bereketlendirdi. İsteyenler için, herkese aynı seviyede gıdalarının ölçüsünü dört aşamada koydu [1].

11 Sonra göğe düzen koydu. O, duman halindeydi. Ona ve yeryüzüne: ''İsteyerek veya istemeyerek gelin.'' dedi. ''İsteyerek geldik.'' dediler [1].

12 Onları, yedi gök olarak iki aşamada gerçekleştirdi. Her sema için işini vahyetti [1]. Alt semayı kandillerle [2] ve korumayla süsledik. İşte bu, üstün bilge olanın koyduğu ölçüdür.

13 Eğer geri dururlarsa [duyarsız kalırlarsa] de ki! ''Ad ve Semud'un düştüğü aklı gideren dehşetin benzeri bir aklı gideren dehşete karşı [40:30-31] sizi uyardım.''

14 Hani onlara, ''Allah'ın dışında hiçbir şeye kulluk etmeyin'' diye önlerinden ve arkalarından elçiler gelmişti. ''Rabbimiz gerekli görseydi, kesinlikle melekleri indirirdi. Şüphesiz biz, onunla gönderildiğiniz şeylere kafirlik ediyoruz.'' dediler.

15 Ad'a gelince: O yerde haksız yere büyüklenmişlerdi ve: ''Bizden kuvvet olarak kim daha şiddetli?'' demişlerdi. Onları oluşturan Allah'ın, gerçekten kuvvet olarak onlardan daha şiddetli olduğuna dikkat etmediler mi? Ayetlerimizi reddediyorlardı.

16 Onlara dünya hayatında rezillik azabını tattırmamız için, uğursuz günlerde üzerlerine sarsıcı / dondurucu bir rüzgar gönderdik [1]. Ahiret azabı daha rezil edicidir ve onlara yardım da edilmez.

17 Semud'a gelince. Onlara yolu gösterdik. Onlar, gösterdiğimiz yol yerine körlüğü sevdiler. Bunun üzerine onları, kazandıkları şeylerle, küçük düşürücü, aklı gideren, dehşet bir azap tutuverdi.

18 İnanıp güvenenleri kurtardık [1]. Onlar, vahyin sınırlarına uyup korunanlardı.

19 Ve bir gün, Allah'ın düşmanları ateşe doğru toplanıp dağıtılırlar [27:83].

20 Nihayet oraya geldiklerinde, işitme, görme duyuları ve ciltleri, yaptıkları şeylerle aleyhlerine şahitlik ederler [36:65].

21 Ve ciltlerine: ''Niçin aleyhimize şahitlik ettiniz?'' dediler. ''Her şeyi konuşturan Allah bizi konuşturdu [1]. Sizi ilk defasında O oluşturmuştu ve O'na döndürülüyorsunuz.'' dediler.

22 İşitme, görme duyularınız ve ciltlerinizin şahitlik etmesine karşı gizleniyor değildiniz. Yaptıklarınızın çoğunu Allah'ın bilmediğine kanaat getiriyordunuz [1].

23 İşte bu kanaatiniz var ya, Rabbiniz hakkındaki kanaatiniz [37:87], sizi tepe taklak etti. Böylece kaybedenlerden oldunuz.

24 Eğer direnebilirlerse, onların kalacağı yer ateştir [52:16]. Eğer yaptıklarını telafi etmek isteseler, onlar, telafi istekleri kabul edilecek olanlardan değildirler [1].

25 Onlara yaşıtlarını tahsis ettik [1]. Böylece onlara önlerindekileri ve arkalarındakileri [2] çekici gösterdi. Ve insten ve cinden [3] onlardan önce gelip geçen önderli toplumlar içinde geçerli olan söz onların üzerine de gerçekleşti. Şüphesiz onlar da kaybettiler [46:18].

26 Gerçekleri örtenler: "Bu Kur'an için kulak vermeyin, onun hakkında boş söz söyleyin [1] ki galip gelesiniz." dediler.

27 Gerçekleri örtenlere, kesinlikle şiddetli azabı tattırırız ve onlara, yaptıklarının daha kötüsünü karşılık olarak veririz.

28 İşte bu, Allah'ın düşmanlarının karşılığı olan ateştir. Ayetlerimizi reddetmeleri nedeniyle, karşılık olarak onlara orada kalıcılık yurdu vardır.

29 Gerçekleri örtenler: "Rabbimiz, insten ve cinden [gelmiş geçmiş bütün insanların içerisinden], bizi saptıranları bize göster de, onların daha aşağılardan olmaları için onları ayaklarımızın altına alalım." dediler.

30 Şüphesiz, "Rabbimiz Allah'tır." deyip dosdoğru olanlara [1]: "Korkmayın, hüzünlenmeyin, size vaat edilmiş olan cennetle mutlu olun." diye, melekler [haberci / müjdeci ayetler] ardı ardına inerler.

31 "Biz dünya hayatında da, ahirette de sizin yakınlarınız, yol göstericiniziz. Orada size, canınızın çektiği şeyler ve orada size istek duyduğunuz şeyler vardır."

32 Bağışlayan, merhamet edenden bir ikram olarak.

33 Allah'a davet eden, düzeltici işler yapan ve: "Şüphesiz ben müslimlerdenim [1]" diyen kimseden daha iyi bir sözü olan kimdir?

34 İyilik ve kötülük aynı seviyede değildir. Sen [kötülüğü] daha iyisiyle sav [1]. O zaman, aranızda düşmanlık olan, yakının gibi olur.

35 Dirençli olanların dışındakiler ona eriştirilmezler. Ona, muazzam bir paya sahip olanların dışındakiler eriştirilmezler.

36 Eğer şeytandan bir dürtü seni dürterse, hemen Allah'a sığın. Şüphesiz O, işitendir bilgedir [1].

37 Gece ve gündüz, güneş ve ay O'nun ayetlerindendir. Güneş ve ay için secde [1] etmeyin. Eğer yalnız O'na kulluk ediyorsanız, onları oluşturan Allah için secde edin.

38 Eğer büyüklenirlerse, Rabbinin katında olanlar [Rabbe yakın olanlar], gece ve gündüz [devamlı] O'nun verdiği görevleri yerine getirirler [7:206, 21:19] ve onlar usanmazlar.

39 O'nun ayetlerindendir ki; gerçekten sen toprağı boynu bükük görürsün. Üzerine su indirdiğimizde ise, hızlıca hareket eder ve kabarır. Ona hayat veren, kesinlikle ölülere de hayat verir [1]. Şüphesiz O, her şeye ölçü koyandır.

40 Ayetlerimiz hakkında saptırma yapanlar bize gizli kalmazlar. Kıyamet gününde ateşe bırakılan kimse mi yoksa, güven içerisinde gelen kimse mi hayırlıdır? Gerekli gördüğünüzü yapın. Şüphesiz O, yaptığınızı hakkıyla görendir.

41 Onlara geldiğinde zikri [yeri geldiğinde kullanmamız için aklımızdan çıkarmamamız gereken bilgiyi, öğretiyi] örttüler. Şüphesiz O, üstün bir kitaptır.

42 Batıl onun önünden ve arkasından gelemez. Her işinde kusursuz olup, adaleti sağlayan en doğru hükümleri veren tarafından indirilmiştir.

43 Şüphesiz sana, senden önceki elçiler için söylenenin dışında bir şey söylenmiyor [1]. Şüphesiz Rabbin, bağışlama sahibidir ve can yakıcı bir sonuçlandırmanın da sahibidir.

44 Eğer onu yabancı dilde bir hitap yapsaydık, kesinlikle: "Ayetleri ayrıntılı olarak açıklanması gerekmez miydi? Arap olana yabancı bir dil mi?" derlerdi [1]. De ki! "O, inanıp güvenenlere bir yol gösterici ve bir şifadır [2]. İnanıp güvenmeyenlerin ise, kulaklarında bir ağırlık vardır. O, onların üzerine bir körlüktür. Onlara uzak bir mekandan seslenilmektedir [3].

45 Şüphesiz Musa'ya kitabı verdik de onda ihtilafa düşüldü. Rabbinden önceden takdir edilmiş hüküm [1] olmasaydı, kesinlikle aralarında hüküm [azap, ceza] gerçekleştirilirdi. Şüphesiz onlar, yeterli bilgiye sahip olmamaktan tereddüt içindedirler [2].

46 Kim düzeltici iş yaparsa kendisi içindir. Kim kötülük yaparsa da aleyhinedir [45:15]. Rabbin, kullarına yanlış yapan değildir.

47 Saatin bilgisi O'na kavuşturulur. O'nun ilmi dışında hiçbir ürün kabuğundan çıkmaz. Dişiden hiç kimse gebe kalmaz ve doğurmaz [1]. O gün onlara: "Ortaklarım nerede?" diye seslenilir. "Bizden bir şahidin olmadığını sana duyururuz." derler.

48 Önceden çağırdıkları şeyler, onlardan kaybolup gitti. Ve onlar için kaçacak bir yer olmadığını da anladılar.

49 İnsan, hayır istemekten usanmaz. Eğer ona şer temas ederse de, karamsarlığa kapılır, ümidini kesen olur [1].

50 Eğer ona temas eden bir darlığın ardından bizden bir rahmet tattırsak: "Bu benim içindir [hakkımdır][1], saatin gelip çatacağına da kanaat getirmiyorum. Eğer Rabbime döndürülürsem de, O'nun katında benim için en iyisi vardır." der [18:36]. Gerçekleri örtenlere, yaptıkları şeylerin haberlerini kesinlikle veririz. Ve onlara, katı, sağlam bir azaptan kesinlikle tattırırız.

51 İnsanı nimetlendirdiğimizde geri durur [duyarsız kalır] ve yan çizer [17:83]. Ona şer temas ettiğinde de, geniş geniş dua sahibidir [1].

52 De ki! "Dikkat ettiniz mi? Eğer Kur'an Allah katındansa, sonra siz onun hakkındaki gerçekleri örtmüşseniz? Uzak bir ayrılığın içinde olandan daha sapık kimdir?"

53 Gerçekten onun Hak olduğu onlara açıkça belli olana kadar, afakta ve nefislerinde [1] onlara ayetlerimizi göstereceğiz [27:93, 40:13-81]. Rabbinin her şeye şahit olması yeterli değil mi?

54 İyi bilin ki onlar, Rablerine karşılaşmaktan bir tartışma içerisindedirler. İyi bilin ki O, her şeyi kuşatandır.

← 40. Mü'min 42. Şûrâ →