⚖️ İbrâhim Suresi — Karşılaştırma

Mustafa Çavdar Şinasi Güneş
1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114
14:1. Ayet
Mustafa Çavdar
Elif, Lâm, Râ! Bu Kuran, insanları Rabblerinin izniyle karanlıklardan aydınlığa çıkarman, çok güçlü ve övgüye layık olan Allah’ın yoluna iletmen için, sana indirdiğimiz kitaptır. 2/257, 5/15-16, 14/5, 57/7-8-9
Şinasi Güneş
Güçlü, yönlendiren, lider bir kitaptır. Onu sana; insanları karanlıklardan aydınlığa ve Rablerinin koyduğu kurallar çerçevesinde, her işini kusursuz yapmada üstün olanın yoluna [22:24, 34:6] çıkarman için indirdik [1].
14:2. Ayet
Mustafa Çavdar
O Allah ki, göklerde ve yerde olanların hepsi onundur.1 Uğrayacakları şiddetli azaptan dolayı bu gerçeği görmeyen kâfirlere yazıklar olsun!2,
Şinasi Güneş
Göklerde ve yeryüzünde olanlar O'nun olan Allah'tır. Şiddetli bir azaptan dolayı, gerçekleri örtenler için eyvah!
14:3. Ayet
Mustafa Çavdar
O kâfirler dünya hayatını ahirete tercih ederler,1 insanları Allah’ın yolundan saptırırlar ve O’nun yolunu eğri büğrü göstermeğe çalışırlar.2 İşte onlar derin bir sapıklık yani delalet içindedirler.3, 12/200, 11/15-16, 17/18-19, 42/20, 211/18-19, 47/1, 32/16-174-175,
Şinasi Güneş
Onlar, dünya hayatını, ahiretin üstünde severler [1], Allah'ın yolundan alıkoyarlar ve onda eğrilik ararlar. Onlar, uzak [geri dönüşü olmayan] bir sapıklığın içerisindedirler.
14:4. Ayet
Mustafa Çavdar
Biz, vahyi açık ve net olarak iletebilsin diye, her elçiyi kendi halkının diliyle gönderdik.1 Allah artık, sapkınlığı tercih edeni sapkınlığa iletir, doğru yolu tercih edeni de doğru yoluna iletir.2 Zira O her işi mükemmel ve her hükmü doğru olandır.3, 19/97, 41/44, 22/256, 16/93, 28/56, 34/8, 32/255, 4/87-122,
Şinasi Güneş
Bir resulü [mesajı]; onlara açıkça ortaya koyması için, halkının diliyle olması dışında göndermedik [1]. Böylece Allah, gereğini yapanı sapıklıkta bırakır ve gereğini yapana yol gösterir [2]. Ve O, adaleti sağlayan en doğru hükümleri vermede üstün olandır.
14:5. Ayet
Mustafa Çavdar
Musa’yı ayetlerimizle, “Toplumunu karanlıklardan aydınlığa çıkar1 ve Allah’ın nimet ve imtihan günlerini onlara hatırlat!” diye göndermiştik.2 İşte bunda sonuna kadar sabreden ve nimetlerin hakkını verip şükreden herkes için dersler vardır.3, 12/257, 5/15-16, 57/7-8-9, 213/2, 40/15-44,
Şinasi Güneş
Şüphesiz Musa'yı; halkını karanlıklardan aydınlığa çıkar ve onlara Allah'ın günlerini [hesap gününü: 45:14] hatırlat, bilgilendir diye, ayetlerimizle gönderdik [1]. Şüphesiz bunda, çok dirençli olan ve nimetlerin karşılığını çokça verenler için ayetler vardır.
14:6. Ayet
Mustafa Çavdar
Bir zamanlar Musa, kavmine şöyle demişti: “Allah’ın size lütfettiği nimetlerini bir hatırlayın; hani size işkencenin en kötüsünü yapmak için oğullarınızı öldüren ve kadınlarınızı da sağ bırakan Firavun ve adamlarının zulmünden sizi kurtarmıştı. İşte bütün bunlarda Rabbinizden size büyük bir imtihan vardı.”
Şinasi Güneş
Hani Musa halkına: "Oğullarınızı mağdur, perişan bırakıp, kadınlarınızı hayasızlaştırarak, size azabın kötüsünü reva gören Firavun ailesinden kurtardığı üzerinizdeki Allah'ın nimetini aklınızdan çıkarmayın [1]. Bunda, Rabbinizden size önemli bir yıpratıcı sınav vardı." demişti [2].
14:7. Ayet
Mustafa Çavdar
Hani Rabbiniz şunu ilan etmişti: “Andolsun ki eğer şükreder nimetlerin hakkını verirseniz o nimetleri kesinlikle artırırım; eğer nankörlük ederseniz iyi bilin ki azabım da pek çetindir!”
Şinasi Güneş
"Hani Rabbiniz: "Eğer karşılığını verirseniz size arttırırım, nankörlük ederseniz de, şüphesiz azabım şiddetlidir." diye duyurmuştu.
14:8. Ayet
Mustafa Çavdar
Ve Musa devamla dedi ki: “Siz ve yeryüzünde bulunan herkes topyekûn nankörlük etseniz bile, iyi bilin ki Allah kimseye muhtaç olmayan1 ve övgülerin tamamına layık olandır.” 2,
Şinasi Güneş
Ve Musa: "Eğer siz ve yeryüzündekiler, topluca gerçekleri örtseniz, şüphesiz Allah, hiçbir şeye muhtaç olmayandır, her işini kusursuz yapandır [64:6]." demişti.
14:9. Ayet
Mustafa Çavdar
Sizden önce gelip geçen, Nuh, Ad ve Semud kavminin ve sayılarını yalnızca Allah’ın bildiği daha nice toplumların haberleri size ulaşmadı mı?1 Oysa elçileri onlara hakikatin apaçık belgeleri ile gelmişlerdi de, elleriyle ağızlarını kapatıp onları susturmak istemişler ve “Biz size gönderilene inanmıyoruz, ayrıca bizi çağırdığınız şeyler hakkında ciddi şüpheler taşıyoruz!” demişlerdi.2, 114/45, 40/30-31, 50/36-37,
Şinasi Güneş
Sizden önceki Nuh, Ad ve Semud halkının ve onların ardından gelenlerin haberleri size gelmedi mi? Allah'ın dışında kimse onları bilmez. Onlara elçileri apaçık kanıtlarla geldiğinde, ellerini [güçlerini] ağızlarına döndürdüler [elçileri susturmaya çalıştılar] ve: "Şüphesiz biz, onunla gönderildiğiniz şeye kafirlik ediyoruz. Ve şüphesiz biz, bizi davet ettiğin şey konusunda yeterli bilgiye sahip olmamaktan tereddüt içindeyiz." dediler.
14:10. Ayet
Mustafa Çavdar
Elçiler de: “Gökleri ve yeri yaratan Allah hakkında mı şüpheniz var?1 Oysaki O, günahlarınızı bağışlayıp böylece belirlenmiş süreye kadar helakınızı ertelemek için sizi çağırıyor.” dediler.2 Onlar da: “Siz de,
Şinasi Güneş
Elçileri: "Sizi suçlarınızdan bir kısmını bağışlamak ve sizi adı belirlenmiş son süreye ertelemek için davet eden, göklerin ve yeryüzünün fıtratını belirleyen [1] Allah hakkında mı yeterli bilgiye sahip değilsiniz?" dedi. "Siz de bizim gibi bir beşerin dışında bir şey değilsiniz. Atalarımızın kulluk ettiği şeylerden bizi alıkoymak istiyorsunuz [7:70, 46:22]. Bize açıkça bir yetki getirin." dediler.
14:11. Ayet
Mustafa Çavdar
Elçileri de onlara dedi ki: “Evet, biz de ancak sizin gibi birer beşeriz,1 ama Allah kullarından layık olan kimseye elçilik vererek onurlandırır.2 Bununla beraber Allah’ın izni olmadıkça biz size delil/mucize getiremeyiz.3 Artık inananlar sadece Allah’a dayanıp güvensinler.”4 118/110, 41/6, 210/107, 42/13, 313/7-27, 20/133-134, 29/50-51, 40/78, 43/159-160, 5/11-23, 9/51-129
Şinasi Güneş
"Elçileri onlara: "Biz de sizin gibi bir beşerin dışında bir şey değiliz. Fakat Allah, kullarından gerekli gördüğü kimseyi memnun eder. Allah'ın koyduğu kurallar çerçevesi dışında size bir yetki getirmemiz bize olur şey değildir [13:38, 40:78]. Ve inanıp güvenenler Allah'a güvenip dayansınlar." dediler.
14:12. Ayet
Mustafa Çavdar
“Hem O, bize yollarımızı bulmada rehberlik etmişken, neden Allah’a güvenip dayanmayalım ki? Bize ettiğiniz eziyete ve sıkıntılara kesinlikle katlanıp sabredeceğiz. Öyleyse güvenip dayanmak isteyen herkes sadece Allah’a güvenip bağlansın.
Şinasi Güneş
"Bize ne oluyor ki Allah'a güvenip dayanmayalım? Şüphesiz bize yollarımızı gösterdi. Kesinlikle, bize yaptığınız eziyetlerinize direniriz. Güvenip dayananlar Allah'a güvenip dayansınlar."
14:13. Ayet
Mustafa Çavdar
Gerçekleri örtbas eden o kâfirler elçilerine şöyle demişti: “Ya sizi bu ülkeden sürüp çıkarırız ya da bizim inanç sistemimize geri dönersiniz.”1 Rableri de onlara şöyle vahyetti: “İnanca baskı yapan zalimleri, kesinlikle helak edeceğiz.2 17/88-89,
Şinasi Güneş
Gerçekleri örtenler elçilerine: "Kesinlikle sizi yerimizden çıkarırız veya inanç sistemimize [yaşam tarzımıza] dönersiniz." dediler [7:88-89]. Bunun üzerine Rableri onlara: "Yanlış yapanları kesinlikle yıkıma uğratırız." diye vahyetti.
14:14. Ayet
Mustafa Çavdar
“Ve onların ardından o memleketlere sizi yerleştireceğiz. İşte bu vaat, benim makamımdan korkan ve tehdidimden korkanlar içindir.”
Şinasi Güneş
"Kesinlikle, onların ardından, o yeri size mesken yaparız. İşte bu, makamımdan ve vaadimden korkan içindir."
14:15. Ayet
Mustafa Çavdar
Elçiler zafer ve fetih istediler, böylece inatçı zorbaların tümü yıkılıp gittiler.
Şinasi Güneş
Önlerinin açılmasını istediler. Ve her inatçı zorba kaybetti.
14:16. Ayet
Mustafa Çavdar
Onun da ötesinde cehennem var; orada onlara kanlı irinli iğrenç bir su içirilecek!
Şinasi Güneş
Önünden cehennem vardır. Ve itici bir sudan sulanırlar.
14:17. Ayet
Mustafa Çavdar
Onu yutmak için yutkunacak fakat bir türlü yutamayacak. Ölüm onu her yandan sardığı halde bir türlü ölemeyecek, fakat onun da ötesinde çok daha ağır bir azap onu bekleyecek!
Şinasi Güneş
Onu yutmaya çalışır ve neredeyse boğazından geçiremez. Her mekandan ona ölüm gelir de o ölmez [1]. Ve önünden katı [sağlam] bir azap.
14:18. Ayet
Mustafa Çavdar
Rablerinin tanımayanların işleri, fırtınalı bir günde rüzgârın şiddetle saçıp savurduğu küle benzer; ellerine kazandıklarından hiçbir şey geçmez. İşte en derin sapıklık ve en büyük kayıp budur.
Şinasi Güneş
Rableri hakkında gerçekleri örtenlerin yaptıklarının örneği; sert bir günde rüzgarın onu savurduğu kül gibidir. Kazandıklarından dolayı hiçbir şeye ölçü koyamazlar. İşte uzak [dönüşü olmayan] sapıklık odur.
14:19. Ayet
Mustafa Çavdar
Allah’ın, gökleri ve yeri hak gerçek bir amaç için yarattığını görmüyor musun?1 Eğer O dilerse, sizi yok edip yerinize yepyeni bir topluluk getirir.2
Şinasi Güneş
Gerçekten Allah'ın gökleri ve yeryüzünü gerçek bir amaçla oluşturduğuna dikkat etmediler mi? Gerekli görürse sizi giderir ve yeni bir oluşturuş getirir [1].
14:20. Ayet
Mustafa Çavdar
Bu, Allah için hiç de zor değildir.
Şinasi Güneş
Bu, Allah'ın üstesinden gelemeyeceği bir şey değildir [35:17].
14:21. Ayet
Mustafa Çavdar
Bir gün hepsi Allah’ın huzuruna çıkacaklar ve zayıf görüşlü olup başkalarının peşinde körü körüne gidenler, peşinden gittikleri o büyüklük taslayanlara diyecekler ki: “Biz dünyadayken hep sizin peşinizden gelmiştik. Şimdi bizi, Allah’ın azabından az da olsa kurtarabilir misiniz?” Onlar da: “Allah bizi doğru yola eriştirseydi, biz de sizi eriştirirdik. Allah bize buradan çıkış yolunu gösterseydi, biz de size gösterirdik. Ama artık sızlansak da, katlansak da bir şey fark etmeyecek. Çünkü kaçıp sığınacak bir yerimiz yok.” derler. 2/166-167, 10/28...30, 33/66...68, 40/47...50
Şinasi Güneş
Ve topluca Allah için ortaya çıktılar. Zayıf olanlar büyüklenenlere: "Şüphesiz biz size uyanlardık. Allah'ın azabından bir şeyi bizden savabilenler olabilir misiniz?" dediler. "Eğer Allah bize yol gösterseydi, kesinlikle biz de size bir yol gösterirdik [1]. Dirensek de, sızlansak da bizim için aynıdır. Bize kaçacak bir yer yoktur." dediler.
14:22. Ayet
Mustafa Çavdar
Ve hüküm kesinleşip iş bitince şeytan diyecek ki: “Allah’ın size vaat ettiklerinin hepsi gerçekti, ben ise size birtakım vaatlerde bulundum; ama verdiğim bu vaatleri tutmadım. Aslında benim sizin üzerinizde hiçbir yaptırım gücüm de yoktu. Ben sizi sadece davet ediyordum; siz de benim çağrıma uyuyordunuz. Dolayısıyla beni suçlamayın, kendinizi suçlayın. Şimdi ne ben sizi kurtarabilirim, ne de siz beni kurtarabilirsiniz. Zaten daha önce sizin beni Allah’a ortak ederek şirk koşmanızı asla kabul etmemiştim.” Şu bir gerçek ki şeytanın yolundan giden zalimlere acıklı bir azap vardır. 17/61...65, 36/60...67
Şinasi Güneş
İş gerçekleştiğinde şeytan dedi ki: "Şüphesiz Allah, size vaadin gerçeğini vaat etti. Ben de size vaat ettim fakat hemen ihtilaf ettim [değiştirdim][1]. Sizi davet etmeme icabet etmeniz dışında, benim üzerinize bir yetki yoktu. Beni kınamayın, kendinizi kınayın. Ne ben feryadınıza yetişebilirim, ne siz feryadıma yetişebilirsiniz. Şüphesiz ben, önceden de, beni ortak koşmanızı örtmüştüm. Şüphesiz yanlış yapanlara can yakıcı bir azap vardır."
14:23. Ayet
Mustafa Çavdar
Ama iman edip imanın gereği olan doğru ve güzel işler yapanlar, tabanından ırmaklar akan cennetlere konulacaklar. Onların orada kalıcı olmalarına Rableri izin vermiştir.1 Orada onların birbirlerine esenlik dilekleri ‘Selam’ olacak.2,
Şinasi Güneş
İnanıp güvenen ve düzeltici işler yapanlar, Rablerinin koyduğu kurallar çerçevesinde orada kalıcılar olmak üzere, altından nehirler akan bahçelere girdirildiler. Orada iyi dilekleri "Esenlik" tir.
14:24. Ayet
Mustafa Çavdar
Allah’ın güzel bir kelimeye nasıl bir benzetme yaptığını görmez misin? O güzel söz; kökü yerde sağlam, dalları göğe doğru uzanan verimli bir ağaca benzer.
Şinasi Güneş
Allah, nasıl bir örnek vurguladı dikkat etmedin mi? Temiz kelime [söz, hüküm, ilke], temiz ağaç gibidir. Kökü sabit, tepesi göktedir.
14:25. Ayet
Mustafa Çavdar
Rabbinin izniyle her zaman meyve verir. İnsanlar, öğüt alsınlar diye Allah onlara böyle misaller verir.
Şinasi Güneş
Rabbinin koyduğu kurallar çerçevesinde nasibini [ürününü] her zaman verir. Allah, insanlar için örnekleri vurguluyor ki, bilgilerini devamlı kullanıp akıllarını başlarına alsınlar.
14:26. Ayet
Mustafa Çavdar
Çirkin bir kelimenin örneği de; kökü yerden sökülmüş, ayakta duramayan kuru bir ağaç gibidir.
Şinasi Güneş
Habis [pis] bir kelimenin [sözün, hükmün, ilkenin] örneği de, yerin üstünden sökülmüş, sabit kalamayan habis bir ağaç gibidir.
14:27. Ayet
Mustafa Çavdar
İşte Allah iman edenleri, bu sağlam ve sabit sözle dünya hayatında da, ahirette de sapasağlam ayakta tutar. Kötü söze tutunanları, sapkınlıklarıyla baş başa bırakır. Çünkü Allah dilediğini gerçekleştirir. 3/194-195,
Şinasi Güneş
Allah, inanıp güvenenleri dünya hayatında ve ahirette sabit [sağlam] sözle sabit [sağlam] kılar [22:24]. Ve yanlış yapanları da sapıklıkta bırakır [1]. Allah, gerekli gördüğünü yapar.
14:28. Ayet
Mustafa Çavdar
Allah’ın verdiği onca nimete nankörlükle karşılık verenleri ve böylece hem kendilerini hem de toplumlarını helak yurduna sürükleyenleri görüyorsun değil mi? 40/41...43, 43/51...54
Şinasi Güneş
Allah'ın nimetini nankörlüğe değişenlerin [1], halklarını bozulma [dağılma] yurduna soktuklarına dikkat etmedin mi?
14:29. Ayet
Mustafa Çavdar
O helak yurdu cehennem. Oraya atılacaklar. Ne kötü bir durak! 23/99...109, 35/37, 43/74...78
Şinasi Güneş
Cehennem. Oraya yaslanırlar. Ne sıkıntılı bir kalıcı yerdir.
14:30. Ayet
Mustafa Çavdar
Onlar Allah’ın yolundan saptırmak için Allah’a birilerini denk tutmuşlardı.1 De ki: “Biraz daha bu dünyanın keyfini sürün bakalım. Nasıl olsa varacağınız yer ateştir.”2, 13/151, 7/191, 34/40-41,
Şinasi Güneş
Onun yolundan saptırmak için Allah'a eşler kıldılar. De ki! ''Yararlanın bakalım. Şüphesiz varış yeriniz ateşedir.''
14:31. Ayet
Mustafa Çavdar
İman eden kullarıma söyle; hiçbir pazarlığın ve eş-dost ilişkisinin işe yaramayacağı o gün gelip çatmadan önce, namazı dosdoğru kılsınlar ve kendilerine verdiğimiz servetten gizli veya aşikâr infak/sarf etsinler. 2/254-255
Şinasi Güneş
İnanıp güvenen kullarıma de ki! ''İçerisinde pazarlığın ve aracılığın olmadığı bir günün gelmesinden önce, onları rızıklandırdığımız şeylerden gizli ve açık infak etsinler [2:254, 63:10] ve salatı ikame etsinler [1].''
14:32. Ayet
Mustafa Çavdar
O Allah ki, gökleri ve yeri yaratmış, gökten yağdırdığı yağmur ile size rızık olarak nice ürünler meydana getirmiş. Koyduğu tabiat yasaları ile denizlerde süzülüp gitmekte olan gemileri hizmetinize sunmuş, nehirleri de sizin hizmetinize sunmuştur. 22/65, 31/20, 45/12-13
Şinasi Güneş
Gökleri ve yeryüzünü oluşturan Allah'tır. Gökten su indirip, onunla size ürünlerden rızık olarak çıkardı [1]. Emriyle denizde akıp gitmeleri için gemileri buyruğunuz altına hizmetinize verdi. Nehirleri de buyruğunuz altına [hizmetinize] verdi.
14:33. Ayet
Mustafa Çavdar
Yine o yörüngelerinde düzenli bir şekilde seyreden güneşi ve ayı istifadenize sunduğu gibi aynı yasayla geceyi ve gündüzü de sizin hizmetinize sunmuştur.
Şinasi Güneş
Düzenli bir şekilde hareket eden güneşi ve ayı buyruğunuz altına [hizmetinize] verdi. Ve gündüzü ve geceyi buyruğunuz altına [hizmetinize] verdi.
14:34. Ayet
Mustafa Çavdar
İşte böylece O, size yaşamanız için gerekli olan her şeyi vermiştir. Eğer Allah’ın nimetlerini saymaya kalksanız onu saymaya gücünüz yetmez. Doğrusu insan çok zalim ve çok nankördür.
Şinasi Güneş
O'ndan istediğiniz her şeyden size verdi. Allah'ın nimetini saymaya kalksanız, onu hesap edemezsiniz [16:18]. Şüphesiz o insan, çok yanlış yapandır, çok nankördür.
14:35. Ayet
Mustafa Çavdar
Hani İbrahim şöyle demişti: “Rabbim! Bu beldeyi güvenlikli kıl; beni ve oğullarımı, hepimizi putlara tapmaktan uzak tut! 2/125...129, 14/36...41
Şinasi Güneş
Hani İbrahim: ''Rabbim, bu beldeyi güvenli kıl [1]. Beni ve oğullarımı putlara kulluk etmekten uzak tut.'' demişti.
14:36. Ayet
Mustafa Çavdar
“Rabbim! Onlar birçok insanın yoldan çıkmalarına sebep oldular. Artık kim bana uyarsa, o benimle aynı yoldadır. Kim de bana isyan ederse, sen yine de bağışlar merhamet edersin.” 2/135...140, 3/65...68
Şinasi Güneş
''Rabbim, şüphesiz onlar, insanlardan çoğunu saptırdılar. Kim bana uyarsa, şüphesiz o bendendir. Kim bana asi olursa da, şüphesiz sen, bağışlayansın, merhamet edensin.''
14:37. Ayet
Mustafa Çavdar
“Rabbimiz! Ben soyumdan bazılarını senin kutsal evinin civarında ekip biçmeye elverişli olmayan kıraç bir vadiye yerleştirdim. Rabbimiz! Onlar namazlarını dosdoğru kılsınlar diye böyle yaptım. Sen de insanların gönüllerini onlara meylettir, onları çeşitli ürünlerle rızıklandır ki sana şükretsinler.”
Şinasi Güneş
''Rabbimiz, şüphesiz ben, soyumdan bir kısmını ziraat yapılmayan korunmuş evinin yanında bir vadiye mesken edindirdim ki; Rabbimiz, salatı ikame etsinler [1]. İnsanlardan bir kısmının gönüllerini de onlara heveslendir. Ve karşılığını versinler diye, onları ürünlerden rızıklandır [2:126].''
14:38. Ayet
Mustafa Çavdar
“Rabbimiz! Şüphesiz ki sen gizlediğimizi de, açığa vurduğumuzu da bilirsin. Zira yerde ve gökte hiçbir şey Allah’a gizli kalmaz.”
Şinasi Güneş
''Rabbimiz, şüphesiz sen, gizlediğimizi de açığa vurduğumuzu da bilirsin. Gökte ve yeryüzünde hiçbir şey Allah'a gizli kalmaz.''
14:39. Ayet
Mustafa Çavdar
“Her türlü övgü, ihtiyarlığımda bana İsmail ve İshak’ı bağışlayan Allah’ım sana aittir. Gerçekten de benim Rabbim duaları işitendir. 11/69...73, 15/51...56, 51/24...30
Şinasi Güneş
''Her işini kusursuz yapmak, büyüklükte [yaşlılıkta] bana İsmail ve İshak'ı bahşeden Allah'a aittir. Şüphesiz Rabbim, duayı işitendir.''
14:40. Ayet
Mustafa Çavdar
“Ey Rabbim! Beni ve neslimden gelenleri namaz kılanlardan eyle ve duamı kabul buyur.”
Şinasi Güneş
''Rabbim, beni ve soyumdan bir kısmını, salatı ikame eden kıl. Rabbimiz, duamı kabul et [1].''
14:41. Ayet
Mustafa Çavdar
“Rabbimiz! Hesapların görüleceği o günde beni, anamı, babamı ve bütün müminleri bağışla!” 2/186, 40/51, 19/41…48, 9/113-114,
Şinasi Güneş
''Rabbimiz, hesabın kurulduğu günde, beni, anne babamı ve inanıp güvenenleri bağışla.''
14:42. Ayet
Mustafa Çavdar
Sakın ola ki Allah’ı, ülkede fesat çıkaran zalimlerin yaptıklarından habersiz sanma! Ne var ki O, yalnızca onları, gözlerin dehşetten yuvalarından fırlayacağı bir güne ertelemektedir.
Şinasi Güneş
Allah'ı, yanlış yapanların yaptığı şeylerden gafil hesap etme. Şüphesiz onları, bakışların dehşetten donup kalacağı gün için erteliyor [1].
14:43. Ayet
Mustafa Çavdar
O gün başlarını yukarıya dikmiş, bakışları kendilerine dönemeyecek şekilde gözleri donup kalmış, akılları başlarından gitmiş, panik bir halde çağrıldıkları yere doğru koşarlar. 18/53, 36/51...54,
Şinasi Güneş
Yönleri kendilerine kavuşmadan [kendilerine gelemeden], başlarını dikmiş, bakışları sabit bir şekilde hızla ilerlerler. Gönülleri tepe taklaktır.
14:44. Ayet
Mustafa Çavdar
İnsanları, kendilerine böyle bir azabın geleceği gün hakkında uyar. O gün kendilerine yazık eden zalimler: “Rabbimiz! Bize birazcık daha mühlet ver de senin çağrına uyalım, böylece elçilere tabi olalım.” derler. Onlara: “Sizler değil miydiniz, daha önce ‘Diriliş yok, hesap verme diye bir şey yok!’ diye yemin edenler?” denilecek. 23/99...108, 42/44, 63/10-11
Şinasi Güneş
İnsanları uyar. Onlara azabın geldiği gün, yanlış yapanlar: ''Rabbimiz, bizi yakın bir sürenin sonuna kadar ertele de, davetine icabet edelim ve elçilere uyalım.'' derler [63:10]. Size bir zeval gelmeyeceğine dair, önceden kanıt göstermiyor muydunuz?
14:45. Ayet
Mustafa Çavdar
Üstelik sizler, kendilerini helaka sürükleyenlerin yurtlarına yerleşmiştiniz ve bizim onları nasıl helak ettiğimiz size açıklanmıştı. Ayrıca bu konuda size birçok örnekler de vermiştik.
Şinasi Güneş
Kendilerine yanlış yapanların meskenlerini mesken edindiniz. Onlara nasıl davrandığımız size açıkça belli olmuştu. Ve size örnekler vurgulamıştık [1].
14:46. Ayet
Mustafa Çavdar
Evet onlar her türlü tuzağı kurmuşlardı; onların tuzakları dağları yerinden oynatacak kadar da olsa, Allah onların tuzaklarını boşa çıkarmıştı. 8/30, 16/26, 27/48-49-50,
Şinasi Güneş
Şüphesiz yaptıkları planları uyguladılar. Uyguladıkları planlar Allah'ın katındadır [kontrolü altındadır]. Dağlara zeval verecek planlar uygulasalar bile.
14:47. Ayet
Mustafa Çavdar
Sakın ola ki, Allah’ın elçilerine verdiği vaadinden cayacağını zannetme!1 Unutma ki Allah, güçlü olan ve herkese yaptığının cezasını tattırandır.2, 13/194, 30/6, 27/147, 27/90, 53/39...41
Şinasi Güneş
Allah'ın, elçilerine olan vaadine ihtilaf edeceğini [değiştireceğini] sakın hesap etme. Şüphesiz Allah üstündür, suçun tam karşılığı olan cezayı verme ilkesine sahiptir.
14:48. Ayet
Mustafa Çavdar
Bir gün gelecek yeryüzü başka bir yeryüzüne, gökler de başka göklere dönüşecek ve herkes tek hâkim/doğru karar veren ve egemen güç olan Allah’ın huzurunda toplanacak.
Şinasi Güneş
Bir gün, yeryüzü başka bir yeryüzü olarak değiştirilir [69:17] ve gökler de [1]. Ve, bir tek ezici güce sahip olan Allah için ortaya çıkarlar.
14:49. Ayet
Şinasi Güneş
O gün, suçta ileri gidenleri, zincirlerde birbirine bağlanmış görürsün.
14:50. Ayet
Şinasi Güneş
Giysileri katrandandır ve yüzlerini ateş kaplar.
14:51. Ayet
Şinasi Güneş
Allah'ın, herkesin kazandığının karşılığını vermesi için. Şüphesiz Allah, hesabı seri olandır [1].
14:52. Ayet
Şinasi Güneş
Bu; onunla uyarılmaları, ''Gerçekten O, tek bir ilahtır'' bilmeleri ve sağlam duruşlu akıl sahiplerinin bilgilerini kullanmaları için, insanlara bir tebliğdir [21:106, 38:29].
← 13. Ra'd 15. Hicr →