Mealler › Karşılaştırma › Kehf
⚖️ Kehf Suresi — Karşılaştırma
Mustafa Çavdar
Şinasi Güneş
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31
32
33
34
35
36
37
38
39
40
41
42
43
44
45
46
47
48
49
50
51
52
53
54
55
56
57
58
59
60
61
62
63
64
65
66
67
68
69
70
71
72
73
74
75
76
77
78
79
80
81
82
83
84
85
86
87
88
89
90
91
92
93
94
95
96
97
98
99
100
101
102
103
104
105
106
107
108
109
110
111
112
113
114
18:1. Ayet
Mustafa Çavdar
Bütün övgüler, kuluna bu kitabı/Kuran’ı indiren ve bunda hiçbir tutarsızlığa yer vermeyen Allah’a aittir. 6/1, 17/111, 34/1, 35/1, 4/82, 15/9 2-3. Aksine dosdoğru kıldı ki katından gelecek şiddetli bir azap ile kâfirleri uyarsın ve güzel ve doğru işler yapan müminleri de içinde ebedi olarak kalacakları güzel bir ödülle müjdelesin.
Şinasi Güneş
Her işini kusursuz yapmak, kuluna kitabı indiren ve onda hiçbir eğrilik, pürüz kılmayan Allah'a aittir.
18:2. Ayet
Şinasi Güneş
Ayakta tutan [98:3]. O'nun tarafından şiddetli bir sıkıntıya karşı uyarması ve düzeltici işler yapan inanıp güvenenleri, onlara iyi bir karşılığın olduğunu müjdelemesi için.
18:3. Ayet
Şinasi Güneş
Orada beklenti içerisinde olanlar olarak [1], ebediyen.
18:4. Ayet
Mustafa Çavdar
Ve de “Allah çocuk edinmiştir.” diyen kimseleri uyarsın diye. 4/171, 19/88...93
Şinasi Güneş
Ve, ''Allah evlat edindi'' diyenleri [1] uyarması için.
18:5. Ayet
Mustafa Çavdar
Oysa ne onların ne de atalarının bu konuda hiçbir bilgileri yoktur. Ağızlarından çıkan ne dehşet bir kelime öyle! Onlar yalandan başka bir şey söylemiyorlar. 6/93, 11/18-19,
Şinasi Güneş
Onların ve atalarının, onun hakkında bir bilgileri yoktur. Ağızlarından ne büyük bir kelam çıkıyor. Yalanın dışında bir şey söylemiyorlar.
18:6. Ayet
Mustafa Çavdar
Şimdi onlar bu hadise Kuran’a inanmıyorlar diye onların arkasından üzülüp kendini helak mi edeceksin?
Şinasi Güneş
Onlar bu hadise inanıp güvenmezlerse diye, onların bıraktığı eserlere üzüntüden kendini tüketicisin [1].
18:7. Ayet
Mustafa Çavdar
Biz yeryüzünde göz alıcı güzellikler meydana getirerek kim daha iyi ve güzel işler ortaya koyacak diye onları sınamak istedik.
Şinasi Güneş
Şüphesiz yerin üzerinde olanları, onların hangisi daha iyileştirici işler yapacağını ortaya çıkarmamız için çekici kıldık [1].
18:8. Ayet
Mustafa Çavdar
Zamanı geldiğinde biz yeryüzündeki tüm güzellikleri kupkuru toprak haline getiririz.
Şinasi Güneş
Şüphesiz biz, üzerinde olan şeyleri kuru, otsuz toprak da kılanlarız.
18:9. Ayet
Mustafa Çavdar
Yoksa sen mağara arkadaşlarını ve anıt kitabeyi çok mu hayret verici buldun.
Şinasi Güneş
Yoksa sen, gerçekten Kehf [1] ve Rakim [2] arkadaşlarının, hayret edilecek ayetlerimizden olduklarını mı hesap ettin [3]?
18:10. Ayet
Mustafa Çavdar
Hani zamanın birinde bir kaç imanlı genç mağaraya sığınmış ve şöyle dua etmişlerdi: – Rabbimiz, bize katından bir rahmet bahşet ve bize içinde bulunduğumuz durumdan kurtaracak bir çıkış yolu göster. 28/21-22
Şinasi Güneş
O gençler [1], büyük mağaraya / laboratuvara sığındıklarında [2]: ''Rabbimiz, tarafından bize bir rahmet ver. İşimizden bize doğruyu yapabilme bilinci, olgunluğu hazırla'' dediler.
18:11. Ayet
Mustafa Çavdar
Onları mağarada yıllarca süren derin bir uykuya daldırdık.
Şinasi Güneş
Büyük mağarada nice yıllar kulakları üzerine vurduk [1].
18:12. Ayet
Mustafa Çavdar
Sonra onları uyandırdık ve iki grubun orada ne kadar kaldıklarına dair tartışmalarına şahit olduk.
Şinasi Güneş
Sonra, hangi taraf, kaldıkları uzun süreyi daha iyi sayıp kaydettiğini bilmemiz için onları [1] görevlendirdik.
18:13. Ayet
Mustafa Çavdar
Şimdi biz sana onların haberini gerçek bir amaç doğrultusunda aktarıyoruz. Onlar, Rablerine iman etmiş gençlerdi. Biz de onların inançlarını güçlendirmiştik.
Şinasi Güneş
Onların haberlerini, sana gerçek bir amaçla anlatıyoruz [1]. Şüphesiz onlar, Rablerine inanıp güvenen donanımlı gençlerdi. Biz de onlara rehberliği arttırdık [2].
18:14. Ayet
Mustafa Çavdar
Ve onların yüreğine cesaret vermiş ve şöyle demişlerdi: – Bizim Rabbimiz göklerin ve yerin rabbidir. O’ndan başka bir ilaha asla dua ile yalvarmayacağız. Aksi halde gerçeğe aykırı saçma sapan bir söz söylemiş oluruz.
Şinasi Güneş
Kalktıklarında [1]: ''Rabbimiz göklerin ve yeryüzünün Rabbidir. O'nun yanı sıra bir ilaha asla çağrı yapmayız [2]. Şüphesiz o zaman, saçmalamış oluruz'' dediklerinde, onların kalplerini pekiştirdik.
18:15. Ayet
Mustafa Çavdar
–Şu bizim halkımız, Allah’tan başka bir takım ilahlar edindiler. Onlar hakkında açık ve sağlam bir delil getirselerdi ya, öyleyse kendi uydurduğu yalanı Allah’a isnat ederek iftira edenden daha zalim kim olabilir? 6/21, 10/17, 11/18-19
Şinasi Güneş
Bunlar, O'nun yanı sıra ilahlar edinen halkımızdır. Onlara, açıkça ortaya koyan kanıtlı bir yetki getirmeleri gerekmez miydi? Yalanı Allah'a iftira atan kimseden daha yanlış yapan kimdir?
18:16. Ayet
Mustafa Çavdar
Onlardan biri şöyle dedi: – Mademki onları ve onların Allah ile aralarına koyup kulluk ettikleri ilahları terk ettiniz öyleyse mağaraya sığının ki Rabbiniz sizi rahmetiyle kuşatsın ve işinizde kolaylık sağlayıp sizi kurtarsın. 3/64, 7/191...194,
Şinasi Güneş
Allah'ın dışında kulluk ettiklerinden uzaklaştığınızda, büyük mağarayı / laboratuvarı barınak edinin [1] ki, Rabbiniz size rahmetinden yaysın, size işinizden bir dayanak hazırlasın.
18:17. Ayet
Mustafa Çavdar
Güneş doğup yükselirken mağaranın sağ tarafına vurup geçtiğini, batarken de sol tarafına vurup geçtiğini içeriye güneş ışığının girmediğini görürdün. Onlar, mağaranın dip tarafında geniş kısımda idiler. İşte bu Allah’ın ayetlerinden biridir. Kim Allah’ın gösterdiği yoldaysa o doğru yoldadır. Kim de saparsa onun için bir veli/dost ve yol gösterici bulamazsın.
Şinasi Güneş
Güneşi, doğduğunda büyük mağaralarının sağ tarafından ziyaret ettiğini, battığında da onları sol tarafından uzaklaştığını görürsün. Ve onlar, ondan geniş bir boşluktadırlar. Bu, Allah'ın ayetlerindendir. Allah, kime rehberlik etmişse, o rehberlik edilen doğru yoldadır [1]. Kimi sapıklıkta bırakırsa da, ona, asla irşat eden bir yakın, yol gösterici bulamazsın.
18:18. Ayet
Mustafa Çavdar
Onlar uyudukları halde sen onları uyanık zannederdin. Biz onları bir sağ tarafa bir sol tarafa döndürüyorduk. Köpekleri ise mağaranın girişinde ön ayaklarını uzatmış yatıyordu. Onları görseydin, kesinlikle onlardan kaçardın ve içini bir ürperti kaplardı.
Şinasi Güneş
Sen onları [rakim arkadaşlarını] uykuda oldukları halde uyanık hesap edersin [1]. Onları sağa ve sola döndürürüz. Köpekleri de, girişte ön ayaklarını uzatmıştı. Onların üzerine bir araştırma yapsaydın, onlardan kaçarak uzaklaşırdın ve onlardan korkuyla dolardın [2].
18:19. Ayet
Mustafa Çavdar
Biz onları nasıl uyuttuysak aynı şekilde uyandırdık ve aralarında ne olup bittiğini sormaya başladılar içlerinden biri: – Bu halde ne kadar kaldınız? Diye sordu. Bir diğeri: – Bir gün veya daha az kalmış olmalıyız dedi. Diğerleri ise: – Ne kadar uyuyup kaldığınızı en iyi Rabbimiz bilir, şimdi içinizden birini şu parayla şehre gönderin de bir baksın hangi yiyecek daha temiz ise ondan size yiyecek alıp getirsin. Fakat çok dikkatli olsun, bizim burada olduğumuzu kimseye hissettirmesin, dediler.
Şinasi Güneş
İşte böylece, biz onları aralarında soruşturma yapsınlar diye görevlendirdik. Onlardan bir konuşmacı: ''Ne kadar kaldınız?'' dedi. ''Bir gün veya bir günün parçası kadar kaldık'' dediler [1]. ''Ne kadar kaldığınızı Rabbiniz daha iyi bilir. Bu evrakla birinizi şehre görevlendirin de, besin olarak hangisi daha temiz gözlemlesin ve size ondan bir rızık getirsin. En ince detaylara dikkat etsin de, kimse onların şuuruna varmasın.'' dediler.
18:20. Ayet
Mustafa Çavdar
–Eğer onlar sizi ele geçirecek olurlarsa ya sizi taşlayarak öldürürler ya da zorla sizi kendi dinlerine geri döndürürler. İşte o zaman ebediyen iflah olmazsınız.
Şinasi Güneş
"Şüphesiz onlar, sizi fark ederlerse, sizi taşa tutarlar veya sizi inanç sistemlerine / yaşam tarzlarına geri döndürürler [1]. O zaman da, asla ebediyen başarıya ulaşamazsınız [2]."
18:21. Ayet
Mustafa Çavdar
İşte böylece halkın onlardan haberdar olmalarını sağladık ki, Allah’ın öldükten sonra diriltme vaadinin hak olduğunu ve bu dünyanın sonu o saat şüphe götürmez bir gerçek olduğunu anlasınlar. Bir süre sonra halk, aralarında onlar hakkında tartışmaya başladı, bir kısmı “Onların üzerine bir anıt dikin onların durumunu Rableri daha iyi bilir” dedi, onlar üzerinde egemenlik kurmuş grup ise kesinlikle oraya bir mescit inşa edeceğiz dediler.
Şinasi Güneş
İşte böylece onları; gerçekten Allah'ın vaadinin gerçek olduğunu ve o saat hakkında hiçbir tereddüt olmadığını bilmeleri için anlamalarını sağladık. Aralarında işlerini müzakere ederlerken: ''Onların üzerine bir bina yapın'' dediler. Rableri onları daha iyi bilir. İşinde galip gelenler: ''Onların üzerinde bir mescit / okul / fakülte edinelim'' dediler [1].
18:22. Ayet
Mustafa Çavdar
Bir zaman sonra bilinmeyen hakkında atıp tutma kabilinden bazıları, onlar üç kişiydiler dördüncüleri köpekleriydi, bir kısmı da beş kişiydiler altıncıları köpekleriydi bir diğeri de onlar yedi kişiydiler sekizincileri de köpekleriydi diyecekler. De ki: “Onların sayısını en iyi Rabbim bilir.” Unutma ki onlar hakkında pek az kişi bilgi sahibidir. Bu konuda sana verilen bilgi ile yetin ve onlarla tartışmaya girme ve onlar hakkında da hiç kimseye bir şey sorma!
Şinasi Güneş
Onlar üçtür, dördüncüleri köpekleridir diyecekler. Ve gaybı taşlayarak, beştir, altıncıları köpekleridir ve yedidir, sekizincileri köpekleridir diyecekler. De ki! ''Onların sayılarını Rabbim daha iyi bilir. Azı dışında onlar bilmezler. Onlarla, ortada olan durum dışında tartışma ve onların hiç birinden fetva [adamakıllı bir görüş] isteme.
18:23. Ayet
Mustafa Çavdar
Ve hiçbir şey için de “Ben şunu yarın mutlaka yapacağım” deme! 68/17...33
Şinasi Güneş
Bir şey için, ''Yarın, işte bunu kesinlikle yapacağım'' sakın deme.
18:24. Ayet
Mustafa Çavdar
“İnşallah Allah dilerse yaparım” de. Olur, da bunu unutursan derhal Rabbini an ve “Umulur ki Rabbim beni bundan daha güzel bir bilinç ve davranışa eriştirir” de!
Şinasi Güneş
''Ancak Allah gerekli görürse'' [de]. Unuttuğunda Rabbini zikret [1]. Ve: ''Bundan, doğru olana daha yakın olmam için Rabbimin rehberlik etmesi umulur'' de.
18:25. Ayet
Mustafa Çavdar
O gençler, mağarada üç yüz sene kaldılar” dediler. Buna dokuz sene daha eklediler.
Şinasi Güneş
''Büyük mağaralarında üç yüz sene kaldılar ve dokuz daha arttırdılar [1].''
18:26. Ayet
Mustafa Çavdar
De ki: “Onların uykuda ne kadar kaldıklarını en iyi bilen Allah’tır. Zira göklerin ve yerin bilinmeyenlerini bilmek Allah’a aittir. O, öyle mükemmel görür öyle mükemmel işitir ki, göklerde ve yerde bulunanların Allah’tan başka velileri yoktur. O, otoritesine ve hükmüne hiç kimseyi ortak etmez.
Şinasi Güneş
De ki! ''Ne şekilde kaldıklarını Allah daha iyi bilir [1]. Göklerin ve yeryüzünün bilinmeyeni, görünmeyeni, sezilmeyeni O'nundur. Hakikati daha iyi görür ve işitir. Onlara, O'nun yanı sıra bir yakın, yol gösterici yoktur. O, hükmü hakkında hiçbir kimseyi ortak etmez [2].
18:27. Ayet
Mustafa Çavdar
O halde sen Rabbinin kitabı Kuran’dan sana vahyedileni oku. Zira O’nun kelimelerini değiştirebilecek bir güç yoktur, O’ndan başka bir sığınak bulman da mümkün değildir. 6/114-115, 7/52, 11/1...3,
Şinasi Güneş
Sen, Rabbinin kitabından sana vahyettiğini oku ve aydınlat. O'nun takdir ettiği hükümler [koyduğu ilkeler] için değişiklik yoktur [6:34-115, 10:64]. Ve O'nun yanı sıra asla bir sığınak da bulamazsın.
18:28. Ayet
Mustafa Çavdar
Rablerinin rızasını isteyerek sabah akşam ona yalvaranlarla birlikte olmaya devam et! Dünya hayatının çekiciliğine aldanıp onlardan yüz çevirme. Hevasının peşinden gittiği için işi gücü aşırılık olan bundan
Şinasi Güneş
Ve kendini; sürekli O'nun ilgisini, sevgisini, rızasını, teveccühünü isteyip, Rablerine dua edenlerle birlikle dirençli kıl. Dünya hayatının çekiciliğini isteyerek gözlerini onlardan ayırma. Kalbini Zikrimizden [yeri geldiğinde uygulamanız için aklınızdan çıkarmamanız gereken mesajlarımızdan] gafil kıldığımız, hevasına uyan ve işi kusur olan kimseye itaat etme.
18:29. Ayet
Mustafa Çavdar
Ve de ki: – Hak Rabbinizden gelen Kuran’dır, artık dileyen iman edip mümin olsun, dileyen inanmasın kâfir olsun. Ama şunu iyi bilsin ki bu mesaja karşı yanlışta ısrar eden zalimler için kendilerini alevden duvarların çepeçevre kuşattığı bir ateş hazırladık. Susuzluktan kavrulup su istediklerinde kendilerine suratlarını yakıp kavuran erimiş maden gibi bir su sunulacak. Ne kötü bir içecektir o ve ne korkunç bir yerdir orası. 2/176-213, 10/108, 17/105...107
Şinasi Güneş
De ki! "Hak Rabbinizdendir [1]. Gerekli gören kimse inanıp güvensin ve gerekli gören kimse gerçekleri örtsün [2]. "Şüphesiz yanlış yapanlara bir ateş hazırladık ki, onun duvarları onları kuşatır. Feryatla yardım isteseler de, erimiş maden gibi yüzleri haşlayan su ile yardım edilir. Ne sıkıntı verici bir içecek ve ne kötü bir dayanak / ağırlanma yeridir.
18:30. Ayet
Mustafa Çavdar
Ama iman edip, imanının gereği güzel işler yapanlara gelince biz böyle güzel işler yapanların mükâfatını asla zayi etmeyiz.
Şinasi Güneş
İnanıp güvenen ve düzeltici işler yapanlara gelince, biz daha iyileştirici işler yapanların [1] karşılığını zayi etmeyiz [2].
18:31. Ayet
Mustafa Çavdar
İşte bunlar için altından ırmakların çağladığı Adn cennetleri vardır. Orada onlar altın bilezikler takıp süslenirler, ince ve kalın ipekten yapılmış yeşil elbiseler giyerler. Orada tahtlar üzerine zevkle kurulurlar. Ne güzel ödüldür o. Ne güzel ne hoş bir yerdir orası!
Şinasi Güneş
Onlara, altlarından nehirler akan Adn bahçeleri vardır. Orada koltuklarına yaslanmış olarak, altından bilezikler takınırlar ve ince ve kalın ipekten yeşil elbiseler giyerler. Ne güzel bir karşılık ve iyi bir dayanak / ağırlanma yeridir.
18:32. Ayet
Mustafa Çavdar
Onlara şu iki adamın ibretlik hikâyesini örnek ver: Onlardan birisine iki üzüm bağı vermiş çevresini de hurma ağaçlarıyla donatmış ve iki bağının arasında da ekinler bitirmiştik. 68/17...33
Şinasi Güneş
Onlara iki adamın örneğini vurgula. Onlardan birine üzümden iki bahçe kılmıştık ve hurmayla çevirmiştik ve aralarında zirai ürünler kılmıştık.
18:33. Ayet
Mustafa Çavdar
Her iki bağ da ürünlerini tam veriyor, verimlilikte en küçük bir düşüş yaşanmıyordu üstelik bu iki bağın arasından bir de ırmak akıtmıştık. 13/3-4,
Şinasi Güneş
Her iki bahçe de, hiçbir şeyi eksik bırakmadan nasibini [ürününü] vermişti. Ve aralarında nehir fışkırtmıştık.
18:34. Ayet
Mustafa Çavdar
Üstelik onun başka gelir kaynakları da vardı, arkadaşıyla konuşurken “Benim servetim seninkinden çok ve nüfus olarak da senden üstünüm” dedi. 34/35...37,
Şinasi Güneş
Ve onun ürünü oldu. Arkadaşı için onunla konuşurken: ''Mal olarak ben senden çoğum ve er olarak da senden daha üstünüm'' dedi.
18:35. Ayet
Mustafa Çavdar
Kibir ve gururla kendine yazık etmiş olan bu adam bahçesine girerek “Bu bahçenin kuruyup yok olacağını hiç sanmıyorum.
Şinasi Güneş
Kendine yanlış yapar [1] bir halde bahçesine girdi. ''Bunun hiçbir zaman yok olacağına kanaat getirmiyorum'' dedi.
18:36. Ayet
Mustafa Çavdar
–Aslında ben bu dünyanın sonu o saatin ve bu dünyanın bozulacağını da zannetmiyorum ama şayet böyle bir şey olur da Rabbime döndürülecek olursam bundan daha iyisini bulacağımdan da eminim” dedi
Şinasi Güneş
''Ve saatin [hesap gününün] de gelip çatacağına kanaat getirmiyorum. Ve eğer Rabbime döndürülürsem de, kesinlikle ondan hayırlı bir dönüşüm bulurum [41:50].''
18:37. Ayet
Mustafa Çavdar
Konuştuğu arkadaşı ona şöyle dedi:
Şinasi Güneş
Onun arkadaşı, onunla konuşurken: ''Seni topraktan, sonra nutfeden [meninin az bir kısmından] oluşturan ve seni bir adam olarak düzenleyene [1] nankörlük mü ediyorsun?'' dedi.
18:38. Ayet
Mustafa Çavdar
Fakat O Allah, benim Rabbimdir ve ben, Rabbime hiç kimseyi ortak ederek şirk koşmam.
Şinasi Güneş
''Fakat O Allah, benim Rabbimdir. Ve ben, Rabbime hiçbir şeyi ortak koşmam.''
18:39. Ayet
Mustafa Çavdar
–Yazık keşke bahçene girdiğinde böbürleneceğine “Maşallah, Allah ne güzel dileyip yaratmış O’nun gücü ve kuvveti olmadan hiçbir şey olmaz” deseydin ya. Her ne kadar sen beni kendinden mal ve evlat bakımından küçük görüyorsan da. 28/60-61, 43/46...56
Şinasi Güneş
''Mal ve evlat olarak beni daha az görüyorsan, bahçene girdiğinde: 'Bunlar Allah'ın gerekli gördükleri. Allah'ın dışında bir kuvvet yoktur.' demen gerekmez mi?''
18:40. Ayet
Mustafa Çavdar
–Belki de Rabbim bana, senin bağından daha iyisini verir. Senin bağının üzerine gökten bir afet gönderir de kupkuru bir çöle döndürür.
Şinasi Güneş
''Belki Rabbim bana senin bahçenden hayırlısını verir. Sana da, gökten hesabında olmayan şeyler gönderir de [bahçen] çıplak bir toprak haline gelir.''
18:41. Ayet
Mustafa Çavdar
–Ya da bir daha ulaşamayacağın bir biçimde bahçenin suyu çekilir.
Şinasi Güneş
''Veya, suyu çekilmiş hale gelir de onu kovalamaya gücün yetmez [18:41].''
18:42. Ayet
Mustafa Çavdar
Nihayet bir afet geldi ve onun varını yoğunu aldı götürdü. Adam tarumar olmuş bağına girince boşa giden emeklere, çökmüş çardaklara bakıp ellerini ovuşturarak pişmanlığını şöyle dile getiriyordu “Ah keşke Rabbime hiç kimseyi ortak ederek şirk koşmasaydım.” 56/63...70
Şinasi Güneş
Ve ürünü kuşatıldı [1[. Orada harcadıkları şeyler üzerine avuçlarını ovuşturur hale geldi. O yükselttikleri, üzerine çökmüş, harap olmuştu. ''Keşke Rabbime hiçbir şeyi ortak koşmasaydım'' diyordu [2].
18:43. Ayet
Mustafa Çavdar
Zira ona Allah’tan başka yardım edecek ne birileri vardı ne de kendi başının çaresine bakabilecek durumdaydı. 26/92...103,
Şinasi Güneş
Allah'ın yanı sıra ona yardım eden bir birlik de olmadı. Kendi kendine yardım edebilen biri de olmadı.
18:44. Ayet
Mustafa Çavdar
İşte orada ve o anda yar ve yardımcı olmak da gerçek ilah olan Allah’a aittir. Zira O, en iyi ödülü verendir ve en iyi sonucu belirleyendir. 3/25-195, 4/40, 16/97, 89/15...30
Şinasi Güneş
İşte burada velayet [yakınlık, yol göstericilik] gerçek olarak Allah'a aittir. O, karşılık olarak hayırlıdır ve sonuç olarak da hayırlıdır.
18:45. Ayet
Mustafa Çavdar
Servetleriyle övünenlere şu dünya hayatının örneğini ver: O aynen şuna benzer; gökten yağdırdığımız yağmurun toprağa karışmasıyla yeryüzünde sık bir bitki örtüsü oluşur sonra da bu yeşillikler kuruyup rüzgârın savurup götüreceği çerçöp haline gelir. Zira Allah her şeyi yapmaya muktedirdir. 18/23...43, 68/17...33
Şinasi Güneş
Onlara dünya hayatının örneğini vurgula. O, gökten indirdiğimiz su gibidir. Yerin bitkileri onunla karışır, kırıntı haline gelir. Rüzgarlar da onu savurur [1]. Şüphesiz Allah, her şeyin üzerine muktedirdir [2].
18:46. Ayet
Mustafa Çavdar
Sahip olduğunuz mal ve evlat şu dünya hayatının geçici süsleridir. Asıl kalıcı olan iyi ve güzel davranışlarsa Rabbinin katında sevapça daha hayırlı ve ümit bağlamaya daha layıktır.
Şinasi Güneş
Mal ve oğullar dünya hayatının çekiciliğidir. Kalıcı olan düzeltici işler, Rabbinin katında karşılık olarak hayırlı olan ve emel olarak da hayırlı olandır.
18:47. Ayet
Mustafa Çavdar
O gün dağları yerlerinden söküp yürüttüğümüzde yeryüzünün dümdüz olduğunu göreceksin ve o gün geride tek bir kişi bile bırakmadan insanların hepsini bir araya toplayacağız. 20/105...107, 52/10, 84/3, 6/51-94,
Şinasi Güneş
Dağları yürüttüğümüz gün yeri net [çıplak] görürsün [20:106]. Ve onlardan hiç kimseyi bırakmadan hepsini toplarız.
18:48. Ayet
Mustafa Çavdar
Ve insanlar Rablerinin huzuruna sıra sıra getirilecekler. Biz de onlara diyeceğiz ki: “Bakın sizi daha önce nasıl yarattıysak öylece teker teker huzurumuza geldiniz, oysa siz, bizim böyle bir buluşmayı gerçekleştiremeyeceğimizi zannediyordunuz.” 6/94, 34/31, 78/37...40
Şinasi Güneş
Sıra sıra Rabbine arz olunurlar. Şüphesiz sizi ilk defasında oluşturduğumuz gibi bize geldiniz [1]. Bilakis, size vaat ettiğimizi kılmayacağımızı iddia ediyordunuz.
18:49. Ayet
Mustafa Çavdar
Sonunda tutulan kayıtlar amel defterleri ortaya konulduğunda günahkârların orada yazılanlardan dehşete düşüp şöyle dediklerini görürsün: “Eyvahlar olsun bize bu nasıl bir kitapmış ki büyük küçük dememiş ne varsa hepsini sayıp dökmüş.” Ve yapıp ettikleri her şeyi orada kayıtlı bulacaklar. Zira senin Rabbin kimseye haksızlık etmez. 21/47, 69/18, 75/10...19, 7/7, 41/50, 54/52-53
Şinasi Güneş
Ve kitap koyuldu. Onda olanlardan dolayı suçta ileri gidenleri titrerlerken görürsün. ''Eyvah bize! Bu nasıl bir kitap ki, küçük büyük bırakmadan sayıp kaydetmiş [1]. Yaptıkları şeyleri hazır buldular. Rabbin hiç kimseye yanlış yapmaz.
18:50. Ayet
Mustafa Çavdar
Hani bir zamanlar meleklere: – Âdem’e secde edin/emrine amade olun demiştik, İblis dışında hepsi emre amade olmuşlardı. O, cinlerden idi ve Rabbinin emrine karşı geldi. Şimdi siz, o sizin düşmanınız olduğu halde onu ve soyunu benim dışımda evliya/ dostlar mı ediniyorsunuz? Bu zalimler için ne kötü bir değiş tokuş! 2/30...39, 7/11...23
Şinasi Güneş
Meleklere [doğal güçlere] Adem için secde edin [emrine boyun eğin] dediğimizde, iblis [anlık, ham düşünce melekesi] dışındakiler secde etmişti. O, cinlerdendi [1]. Rabbinin emrinden çıktı. Benim yanım sıra onu ve soyunu yakınlar, yol göstericiler, müttefikler mi ediniyorsunuz? Onlar size düşmandır. Yanlış yapanlar için ne sıkıntılı bir değişimdir.
18:51. Ayet
Mustafa Çavdar
Ben, İblis ve avenesini ne göklerin ve yerin yaratılışına şahit kıldım ne de kendilerinin yaratılışına. Ben insanları saptıran bu varlıkları hiçbir zaman kendime yardımcı da edinecek değilim.
Şinasi Güneş
Göklerin ve yeryüzünün oluşturulmasına ve kendilerinin oluşturulmasına şahit kılmadım. Saptıranları yardımcı edinen de değildim [1].
18:52. Ayet
Mustafa Çavdar
Ve o gün Allah, benim yetkilerime ortak olduğunu zannettiklerinizi çağırın diye onlara seslenecek, onları çağıracaklar fakat onlar bu çağrıya hiçbir cevap veremeyecekler. Çünkü biz onların arasına aşılamaz bir uçurum koymuşuzdur. 6/94, 10/28...33
Şinasi Güneş
''Ortaklarım olduklarını iddia ettiklerinize seslenin'' dediği gün, onlara çağrı yaparlar da onlara icabet etmezler. Aralarına engel kıldık [1].
18:53. Ayet
Mustafa Çavdar
Sonunda suçlular ateşi görünce onun içine düşeceklerini anladılar. Ama ondan kaçıp kurtulacak bir çare bulamayacaklar. 6/26...28,
Şinasi Güneş
Suçta ileri gidenler, ateşi görünce, onun başlarına geldiğini anlarlar ve ondan çevrilmenin yolunu bulamazlar.
18:54. Ayet
Mustafa Çavdar
Andolsun ki biz bu Kuran’da insanlar için her misali verdik. Fakat insanların çoğunun tek yaptığı tartışmaktır.
Şinasi Güneş
Şüphesiz bu Kur'an'da, insanlar için her örnekten evire çevire açıklamalar yaptık. O insan ise, her şeyden daha çok ileri geri konuşan biri olup çıktı [1].
18:55. Ayet
Mustafa Çavdar
İnsanlara doğru yol kılavuzu Kuran geldiği zaman, onları iman edip mümin olmaktan ve Rabblerinden günahlarının bağışlanmasını dilemekten alıkoyan tek şey; öncekilerin başına gelenlerin kendi başlarına da gelmesini veya ahiret azabının getirilip gözlerinin önüne serilmesini istemeleridir. 9/70, 14/9...13, 17/94, 50/12...14
Şinasi Güneş
Onlara yol gösterici geldiğinde, insanların ona inanıp güvenmesini ve Rablerine bağışlanma dilemesini; evvelkilerin uygulamasının gelmesi [1] veya azabın karşılarına gelmesi dışında bir şey men etmedi.
18:56. Ayet
Mustafa Çavdar
Oysa biz elçileri sadece müjdeciler ve uyarıcılar olarak göndeririz. Gerçeği örtbas eden kâfirler ise aslı esası olmayan batıl inanç ve iddia 248
Şinasi Güneş
Biz elçileri, uyarıcılar ve müjdeciler olmaları dışında göndermeyiz [6:48]. Gerçekleri örtenler ise, hakkı gidermek için batılla ileri geri konuşurlar [1] ve ayetlerimi ve uyarıldıkları şeyleri alay konusu edinirler.
18:57. Ayet
Mustafa Çavdar
Kendisine Rabbinin ayetleri hatırlatıldığında, ondan yüz çeviren ve önceden yaptıklarını unutan kimseden daha zalim kim olabilir? Bunlar kalplerinin üzerine Kuran’ı anlamamak için engel olacak perdeler gerdiler, kulakları ile duymak istemediler. Dolayısıyla sen onları doğru yola çağırsan da onlar asla doğru yola gelmezler. 7/146, 10/71, 17/45...49, 40/11...13
Şinasi Güneş
Rabbinin ayetleri kendisine hatırlatılıp ondan geri duran [duyarsız kalan] ve ellerinin sunduklarını unutan kimseden daha yanlış yapan kimdir [32:22]? Şüphesiz biz, onu kavramalarına karşı onların kalplerinin üzerine kapalılık ve kulaklarına ağırlık kıldık [6:25, 17:46]. Onları yol göstericiye davet ettiğinde asla ebediyen doğru yola uymazlar.
18:58. Ayet
Mustafa Çavdar
Bütün bunlara rağmen senin Rabbin yine de çok bağışlayıcı ve çok merhametlidir. Eğer onları işledikleri günahlar dolayısıyla hemen cezalandıracak olsaydı onların azabını hızlandırır hemen cezalandırırdı. Fakat onların cezalandırılması için bir süre vardır. İşte o gün gelince Allah dışında bir sığınak asla bulamayacaklar. 15/49, 16/61, 20/82, 35/45, 39/53...60
Şinasi Güneş
Rabbin, rahmet sahibi bağışlayandır. Kazandıklarından dolayı onları tutuverseydi, kesinlikle onlara azabı acele ettirirdi. Bilakis onlara, O'nun yanı sıra asla kaçacak bir yer bulamayacakları vaat edilen vardır.
18:59. Ayet
Mustafa Çavdar
İşte kendilerine zulmedip yazık ettikleri için helak ettiğimiz ülkeler ortada, onlara da helak etmeden önce bir süre vermiştik. 6/131, 9/115-116,
Şinasi Güneş
İşte bu, yanlış yaptıklarında yıkıma uğrattığımız kentler. Biz, onların yıkıma uğratılmaları için de bir vaat kılmıştık.
18:60. Ayet
Mustafa Çavdar
Hani bir zamanlar Musa genç yoldaşına: – İki denizin birleştiği yere ulaşmaya kararlıyım oraya ulaşmam yıllar sürse bile, demişti. 28/2...6
Şinasi Güneş
Hani Musa, genç [1] arkadaşı için: ''İki denizin toplandığı [2] yere ulaşıncaya kadar vazgeçmeyeceğim veya uzun bir zaman ilerleyeceğim.'' demişti [3].
18:61. Ayet
Mustafa Çavdar
O ikisi, iki denizin birleştiği yere ulaştıklarında balıklarını unuttular. O sırada balık denizde kaybolup gitti.
Şinasi Güneş
İkisinin toplandığı yere ulaşınca, sıkıntılarını / bunalımlarını unuttular. Bilgin kimsede yolunu tutarak [1] kaybolup gitti [2].
18:62. Ayet
Mustafa Çavdar
İki denizin birleştiği yeri geçince Musa yanındaki gence: – Haydi, azığımızı getir de yiyelim bu yolculuk bizi bir hayli yordu, dedi.
Şinasi Güneş
Oradan geçtiklerinde genç arkadaşı için: ''Kahvaltımızı getir. Şüphesiz yolculuğumuzdan dolayı bu yorgunlukla karşılaştık'' dedi.
18:63. Ayet
Mustafa Çavdar
– Gördün mü bak, hani biz kayanın dibinde mola vermiştik ya işte orada balığı unutmuşum, onu bana mutlaka şeytan unutturdu şaşılacak bir şekilde o da deniz de kaybolup gitti, dedi.
Şinasi Güneş
''Dikkat ettin mi? Kayaya [1] sığındığımızda ben sıkıntımı / bunalımımı unuttum. Onu [2] hatırlatmamı, şeytanın dışında kimse unutturmadı. Bilgin kimsede hayret edilecek bir şekilde yolunu [4] tuttu.'' dedi.
18:64. Ayet
Mustafa Çavdar
Musa: – İşte bizimde aradığımız tam orasıydı, dedi ve geldikleri yere izlerini takip ederek geri döndüler.
Şinasi Güneş
''Aradığımız şey işte buydu'' dedi. Eserlerinin üzerini izleyerek geri döndüler [1].
18:65. Ayet
Mustafa Çavdar
Derken orada kendisine rahmet/vahiy verdiğimiz ve katımızdan bir ilim öğrettiğimiz kullarımızdan biriyle karşılaştılar.
Şinasi Güneş
Tarafımızdan ona bir ilim öğrettiğimiz ve katımızdan ona bir rahmet verdiğimiz kullarımızdan bir kul buldular [1].
18:66. Ayet
Mustafa Çavdar
Musa ona: – Sana öğretilen özel bilgiden hakikate ulaştıracak kadar bana öğretmen için seninle birlikte gelebilir miyim? Dedi.
Şinasi Güneş
Musa ona: "Sana öğretilen, olgunluğa ulaştırıcı şeylerden bana da öğretmen için sana uyabilir miyim? dedi.
18:67. Ayet
Mustafa Çavdar
O da: – Sen benimle birlikte olmaya katlanamazsın.
Şinasi Güneş
"Şüphesiz sen, asla benimle birlikte dirençli olmaya güç yetiremezsin." dedi.
18:68. Ayet
Mustafa Çavdar
– İç yüzünü bilmediğin şeylere nasıl katlanabilirsin ki? Dedi.
Şinasi Güneş
"Haberdar edilerek kuşatamadığın şeye nasıl dirençli olabilirsin?"
18:69. Ayet
Mustafa Çavdar
– Allah’ın izniyle benim sabırlı olduğumu göreceksin ve senin yaptığın hiçbir işe karşı çıkmayacağım, dedi.
Şinasi Güneş
"Allah gerekli görürse, beni dirençli bulacaksın ve işine karşı çıkmayacağım." dedi.
18:70. Ayet
Mustafa Çavdar
– Eğer benimle geleceksen yaptığım işin iç yüzünü sana anlatıncaya kadar bana hiçbir şey sormayacaksın.
Şinasi Güneş
"Eğer bana uyuyorsan, o konuda sana aklında tutman gereken yeni bir bilgi verene kadar bana hiçbir şeyden soru sorma [1]." dedi.
18:71. Ayet
Mustafa Çavdar
Ve böylece yola koyuldular ve bir gemiye bindiler. Bilge kişi durduk yerde gemide bir delik açtı. Musa ona: – Sen yolcuları boğmak için mi deldin? Sen gerçekten çok tehlikeli bir şey yaptın, dedi.
Şinasi Güneş
Böylece yola koyuldular. Ta ki o gemiye bindiklerinde onu deldi. "Ahalisinin boğulması için mi onu deldin? Şüphesiz sen tehlikeli bir şeye geldin." dedi.
18:72. Ayet
Mustafa Çavdar
– Bilge kişi: – Ben sana benimle beraber olmaya katlanamazsın dememiş miydim? Diye cevap verdi.
Şinasi Güneş
"Şüphesiz sana, benimle asla dirençli olmaya güç yetiremezsin demedim mi?" dedi.
18:73. Ayet
Mustafa Çavdar
– Musa: – Unuttuğum şeyden dolayı beni azarlama ne olur bu yolculuğumda bana zorluk çıkarma! Dedi.
Şinasi Güneş
"Unuttuğum şeyle beni sorumlu tutma ve işimden dolayı bana zorluk sarma." dedi.
18:74. Ayet
Mustafa Çavdar
Tekrar yola koyuldular derken bir oğlan çocuğuna rastladılar ve o kişi tuttu çocuğu oracıkta öldürüverdi. Musa: – Masum bir çocuğu sebepsiz yere niye öldürdün gerçekten yaptığın iş çok kötü, dedi.
Şinasi Güneş
Böylece yola koyuldular. Ta ki bir delikanlıya karşılaştıklarında, onu etkisiz hale getirdi. "Temiz, masum bir canı, bir can karşılığı olmaksızın etkisiz hale mi getirdin? Şüphesiz anlaşılmaz bir şeye geldin." dedi.
18:75. Ayet
Mustafa Çavdar
– Ben sana, benimle birlikte olmaya katlanamazsın dememiş miydim? Dedi.
Şinasi Güneş
"Şüphesiz sana, benimle asla dirençli olmaya güç yetiremezsin demedim mi?" dedi.
18:76. Ayet
Mustafa Çavdar
– Musa: – Bundan sonra sana bir şey soracak olursam artık benimle arkadaşlık etme! Zaten sana karşı özür dileyecek yüzüm kalmadı, dedi.
Şinasi Güneş
"Eğer sana bir şeyden sorarsam, benimle arkadaşlık etmezsin. Şüphesiz tarafımdan yeterince mazeret dilemeye ulaştın." dedi [1].
18:77. Ayet
Mustafa Çavdar
Bunun ardından yeniden yola koyuldular. Nihayet bir kasabanın halkıyla karşılaştılar ve onlardan yiyecek istediler. Fakat halk onlara konukseverlik göstermedi. Orada yıkılmak üzere olan bir duvar gördüler ve o kişi duvarı hemen onarıp doğrulttu. Musa ona: – Eğer isteseydin bunun karşılığında bir ücret alabilirdin, dedi.
Şinasi Güneş
Böylece yola koyuldular. Ta ki, bir kentin ahalisine geldiklerinde, doyurulmak istedilerse de onlar, ikisini misafir etmeye kaçındılar. Orada, yıkılmaya meyilli bir duvar bulunca onu doğrulttu. "Eğer gerekli görseydin, onun üzerine kesinlikle bir karşılık edinirdin." dedi.
18:78. Ayet
Mustafa Çavdar
Bilge kişi: – Artık seninle benim ayrılma vaktimiz geldi ama katlanamayıp müdahale ettiğin olayların iç yüzünü sana açıklayacağım, dedi.
Şinasi Güneş
"Bu aramızın ayrılmasıdır. Üzerine dirençli olmaya güç yetiremediğin şeylerin haberlerini sana en doğru yorumuyla vereceğim." dedi.
18:79. Ayet
Mustafa Çavdar
– Gemiden başlayalım. O gemi, geçimlerini denizden sağlayan engelli kişilere aitti. Onu hasarlı hale getirmek istedim zira onların varacağı yerde gördüğü her sağlam gemiye el koyan bir hükümdar vardı.
Şinasi Güneş
"Gemiye gelince... O, denizde çalışan ihtiyaç sahiplerinindi. Onu kusurlu hale getirmek istedim [1]. Ötelerinde, her bir gemiyi gasp eden bir melik vardı."
18:80. Ayet
Mustafa Çavdar
– Öldürdüğüm çocuğa gelince; onun ana babası mümin kimseler idi. Çocuğun, ana babasını azgınlık ve küfre sürüklemesinden endişe ettik. 29/8, 31/14, 46/15...17
Şinasi Güneş
"Delikanlıya [1] gelince... Anne babası iki inanıp güvenendi. İkisini tuğyana [1] ve küfre sarmasını [2] huşu [3] ettik [4].''
18:81. Ayet
Mustafa Çavdar
– Böylece Rablerinin onlara ahlakça daha temiz, ondan daha iyi, sevgi ve şefkat olarak onlara daha yakın bir evlat vermesini istedik.
Şinasi Güneş
"Böylece, Rablerinin temizlik olarak ondan hayırlı ve merhamete daha yakın olanıyla değiştirmesini istedik [1]."
18:82. Ayet
Mustafa Çavdar
– Gelelim duvara: Duvar şehirde yaşayan iki yetim çocuğa aitti. Duvarın altında da o çocuklara ait bir define vardı. Babaları da temiz ve iyi bir insandı. Rabbin, onların ergenlik çağına ulaşmasını ve Rabbinden bir rahmet olarak bu defineyi çıkarmalarını istedi. Dolayısıyla bütün bunları ben, kendiliğimden yapmış değilim. İşte senin bir türlü katlanamadığın olayların iç yüzü budur.
Şinasi Güneş
"Duvara gelince... Şehirdeki iki yetim delikanlınındı. Onun altında onlara birikmiş bir hazine vardı. Babaları düzeltici biriydi. Rabbinden bir rahmet olarak; Rabbin şiddetli çağlarına ulaşmalarını ve birikmiş hazinelerini çıkarmalarını istedi [1]. Onu kendi işimden dolayı yapmadım [2]. Üzerinde dirençli olmaya güç yetiremediğin şeylerin doğru yorumu işte budur [3].''
18:83. Ayet
Mustafa Çavdar
Sana Zülkarneyn’i soruyorlar. De ki: – Onunla ilgili size bir takım bilgiler vereceğim.
Şinasi Güneş
Sana Zülkarneyn'den [1] soruyorlar. De ki! ''Size ondan bir bilgi okuyup aydınlatacağım.''
18:84. Ayet
Mustafa Çavdar
Gerçekten biz ona yeryüzünde geniş imkânlar güç ve kudret verdik ve ona muhtaç olduğu her şeye ulaşma imkânı ve yollarını bahşettik.
Şinasi Güneş
Şüphesiz ona, o yerde imkan ve her şeyden bir sebep [1] verdik.
18:85. Ayet
Mustafa Çavdar
O da sahip olduğu imkânlarla yola koyuldu.
Şinasi Güneş
Ve bir sebebe uydu.
18:86. Ayet
Mustafa Çavdar
Nihayet güneşin battığı yere varınca, orada gördü ki güneş sanki kara balçıklı bir suya batıyor. Orada bir toplum buldu. Ona dedik ki: Ey Zülkarneyn, istersen onları cezalandırır; istersen iyi davranırsın.
Şinasi Güneş
Güneşin battığı yere [1] ulaşınca, onu kokuşmuş balçıklı bir gözede [2] batıyor buldu. Ve yanında bir halk buldu. ''Ey Zülkarneyn! Ya onlara azap etmen ya da onlar hakkında iyilik edinmen [3]'' dedik.
18:87. Ayet
Mustafa Çavdar
Zülkarneyn şöyle dedi: – Kim, kötülük ve zulüm yaparsa onu biz cezalandırırız, zamanı geldiğinde de Rabbine döndürülür. Rabbi de onu korkunç bir azapla cezalandırır.
Şinasi Güneş
''Yanlış yapanlara gelince... İleride ona azap ederiz. Sonra, Rabbine döndürülünce de, ona görülmemiş bir azapla azap edilir.'' dedi.
18:88. Ayet
Mustafa Çavdar
Fakat kim de iman eder ve güzel işler yaparsa, ona da karşılık olarak güzel bir mükâfat vardır ve biz ona her türlü kolaylığı sağlayacağız. 4/124, 18/2-3,
Şinasi Güneş
İnanıp güvenen ve düzeltici iş yapana gelince, en iyi karşılık onundur. Ona, işimizden kolaylığı söyleyeceğiz.
18:89. Ayet
Mustafa Çavdar
Sonra sahip olduğu imkânlarla yola koyuldu.
Şinasi Güneş
Sonra bir sebebe uydu.
18:90. Ayet
Mustafa Çavdar
Sonunda, güneşin hiç batmadığı bir yere vardığında onlar için güneşe karşı bir örtü/gece yapmadığımız ve güneşin sürekli üzerlerine doğduğu bir toplum buldu.
Şinasi Güneş
Güneşin doğduğu yere [1] ulaştığında, onu bir halkın üzerine doğuyor buldu. Onlara, onun yanı sıra [2] bir gizlilik [örtü] kılmamıştık.
18:91. Ayet
Mustafa Çavdar
O’nun güç ve bilgisi işte böyle, zira biz onun sahip olduğu her şeyi kapsamlı olarak biliyorduk.
Şinasi Güneş
İşte böyle. Şüphesiz, kendi tarafındakileri haberdar olarak kuşatmıştık [1].
18:92. Ayet
Mustafa Çavdar
Sonra başka bir yola daha koyuldu.
Şinasi Güneş
Sonra bir sebebe uydu.
18:93. Ayet
Mustafa Çavdar
Sonunda iki dağ arasında bir mevkiye vardı. Dağın ötesinde hiç söz anlamaz laf dinlemez bir toplum buldu.
Şinasi Güneş
İki set [1] arasına ulaştığında, ikisinin yanı sıra, neredeyse bir sözü kavrayamayan [2] bir halk buldu.
18:94. Ayet
Mustafa Çavdar
Ey Zülkarneyn, dediler, Ye’cüc ve Me’cüc bu ülkede bozgunculuk yapıyorlar. Bizimle onların arasına bir set yapman karşılığında sana vergi verelim mi? 21/96-97
Şinasi Güneş
[Sözü kavrayamayan halk] Dediler ki: ''Ey Zülkarneyn, şüphesiz Yecüc ve Mecuc [1], o yerde bozgunculuk edenlerdir [2]. Aramızda bir set [3] kılman üzere sana bir çıkar [vergi] kılalım mı?''
18:95. Ayet
Mustafa Çavdar
Zülkarneyn: – Rabbimin bana verdiği konum ve imkânlar sizin vereceğinizden daha değerlidir, haydi bana kuvvetinizle destek olun da sizinle onlar arasına aşılmaz bir engel yapayım.
Şinasi Güneş
''Rabbimin bana sağladığı imkanlar hayırlıdır. Bana kuvvetle yardım edin de aranızda sağlam bir engel [1] kılayım.'' dedi.
18:96. Ayet
Mustafa Çavdar
– Bunun için bana demir kütleleri getirin. Nihayet iki dağın arası dolup düzleşince onlara: – Ateşi körükleyin, dedi. Sonunda demir eriyip akkor haline gelince: – Bana erimiş bakır getirin onun üzerine dökeyim, dedi.
Şinasi Güneş
''Bana hadid olan zeburları [1] getirin.'' İki engelin arası düzenlenince de: ''Üfleyin [imzalayın]'' dedi. Onu bir ateş [parıldayan] kıldıklarında [2]: ''Getirin de tarafların işini bitireyim'' dedi [3].
18:97. Ayet
Mustafa Çavdar
Bundan sonra düşmanları ne o Seddi aşabildi ne de orada bir gedik açabildi.
Şinasi Güneş
Onu aşmaya güçleri yetmez ve onu delmeye de güçleri yetmez [1].
18:98. Ayet
Mustafa Çavdar
Zülkarneyn: – İşte bu bana Rabbimin bir lütfudur. Rabbimin vaadi geldiği zaman onu yerle bir edecektir, Zira Rabbimin vaadi haktır, dedi.
Şinasi Güneş
''Bu, Rabbimin rahmetindendir. Rabbimin vaadi geldiğinde, onu yerle bir kılar. Rabbimin vaadi gerçektir'' dedi.
18:99. Ayet
Mustafa Çavdar
O gün gelince biz onları dalgalar halinde birbirlerine çarparak çalkanır şekilde kendi hallerine terk edeceğiz ve sura yeniden üflenince de hepsini bir araya toplayacağız.
Şinasi Güneş
O gün onları, dalgalanarak birbirlerine karışır halde bırakırız. Ve sura üflenmiş, onları bir toplayışla toplamışızdır.
18:100. Ayet
Mustafa Çavdar
Ve o gün, gerçeği örtbas eden kâfirleri cehennemle yüz yüze getireceğiz. 79/34...39
Şinasi Güneş
Ve o gün cehennemi, gerçekleri örtenler için bir sunuşla sunarız [1].
18:101. Ayet
Mustafa Çavdar
Çünkü onlar dünyadayken zikrime/Kuran’a karşı kör kesilmişler ve ayetlerimi duymaya da tahammül edemiyorlardı.
Şinasi Güneş
Onların gözleri, zikrimden [yeri geldiğinde kullanmanız için aklınızdan çıkarmamanız gereken mesajlarımdan] kapalılık içerisindeydi ve kulak vermeye güç yetiremiyorlardı.
18:102. Ayet
Şinasi Güneş
Gerçekleri örtenler, kullarımı yanım sıra yakınlar, yol göstericiler edinmeyi mi hesap ediyorlar. Şüphesiz biz cehennemi, o gerçekleri örtenler için bir ikram olarak hazırladık [1].
18:103. Ayet
Şinasi Güneş
De ki! ''Ameller bakımından en kayba uğrayanların haberini size vereyim mi?''
18:104. Ayet
Şinasi Güneş
Onlar, gerçekten iyileştirici şeyler ürettiklerini hesap ederlerken, dünya hayatındaki koşturmaları hedefine ulaşmayanlardır.
18:105. Ayet
Şinasi Güneş
Onlar, Rablerinin ayetlerini ve O'na karşılaşma hakkındaki gerçekleri örtmelerinden dolayı amelleri boşa gidenlerdir [1]. Kıyamet günü onlara bir tartı kurmayız [2].
18:106. Ayet
Şinasi Güneş
İşte bu, gerçekleri örtmeleri ve ayetlerimi ve elçilerimi alaya almalarından dolayı karşılıkları olan cehennemdir.
18:107. Ayet
Şinasi Güneş
İnanıp güvenen ve düzeltici işler yapanlara, ikram olarak Firdevs bahçeleri vardır.
18:108. Ayet
Şinasi Güneş
Orada kalıcıdırlar. Oradan bir değişiklik de aramazlar [1].
18:109. Ayet
Şinasi Güneş
De ki! ''Rabbimin kelimeleri için deniz mürekkep olsa, eğer bir o kadarını daha getirip genişletsek de, Rabbimin kelimelerinin bitmesinden önce kesinlikle deniz biterdi [31:27].''
18:110. Ayet
Şinasi Güneş
De ki! ''Ben ancak sizin gibi bir beşerim [41:6, 17:93]. Bana vahyediliyor ki, gerçekten ilahınız ancak tek bir ilahtır. Kim Rabbine karşılaşmayı bekliyorsa, düzeltici iş yapsın ve Rabbine kullukta hiçbir şeyi ortak koşmasın.''