Mealler › Karşılaştırma › İsrâ
⚖️ İsrâ Suresi — Karşılaştırma
Mustafa Çavdar
Şinasi Güneş
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31
32
33
34
35
36
37
38
39
40
41
42
43
44
45
46
47
48
49
50
51
52
53
54
55
56
57
58
59
60
61
62
63
64
65
66
67
68
69
70
71
72
73
74
75
76
77
78
79
80
81
82
83
84
85
86
87
88
89
90
91
92
93
94
95
96
97
98
99
100
101
102
103
104
105
106
107
108
109
110
111
112
113
114
17:1. Ayet
Mustafa Çavdar
Ayetlerimizden bir kısmını ona göstermek/iletmek için bir gece Mescidi Haram’dan, çevresini bereketli kıldığımız en uzak mescide/(Ciraneye) kulunu yürüten Allah, bütün noksanlıklardan uzaktır. Şüphesiz O’dur, her şeyi işiten ve her şeyi gören.
Şinasi Güneş
Bütün noksanlıklardan münezzeh olan, kulunu [53:10] bir gece; ayetlerimizden bir kısmını ona göstermemiz için [53:18] Mescid-i Haram'dan [dokunulmaz eğitim öğretim kurumundan], çevresini bereketlendirdiğimiz uzaktaki mescide [okula] yürüttü. Şüphesiz O, işitendir, hakkıyla görendir [1].
17:2. Ayet
Mustafa Çavdar
Biz vaktiyle Musa’ya kitap verdik: “Ey İsrailoğulları benden başkasını vekil edinmeyin!” diye o kitabı, bir doğru yol kılavuzu kıldık.
Şinasi Güneş
Ve Musa'ya kitabı verdik. Ve Benim yanım sıra dayanak edinmeyin diye, onu İsrailoğulları için bir yol gösterici kıldık.
17:3. Ayet
Mustafa Çavdar
Ve siz, ey Nuh’la birlikte gemide taşıdıklarımızın soyundan gelenler! Doğrusu Nuh, Rabbine çokça şükreden bir kuldu.
Şinasi Güneş
Nuh ile birlikte taşıdığımız kimselerin soyu. Şüphesiz o, nimetlerin karşılığını veren bir kuldu.
17:4. Ayet
Mustafa Çavdar
O kitapta İsrailoğullarına: hükmümüzü bildirmemize rağmen “İki defa bozgunculuk çıkarttılar ve küstahça böbürlenip büyük bir zorbalık yaptılar.
Şinasi Güneş
Kitapta İsrailoğullarına: ''Siz kesinlikle yeryüzünde iki kez bozgunculuk yapacak ve büyük bir yükselişle yükseleceksiniz'' diye kaza ettik [1].
17:5. Ayet
Mustafa Çavdar
Bunlardan ilkinin cezalandırma vakti geldiğinde, çok güçlü ve saldırgan kullarımızı üzerinize musallat ettik. Onlar sizi yok etmek için ülkeyi köşe bucak taradılar ve böylece vaat edilen ceza gerçekleşmiş oldu.
Şinasi Güneş
İkisinden ilki olan vaadin zamanı gelince, üzerinize sıkıntı vermede şiddetli kullarımızı harekete geçirdik de, yurtların içlerine kadar girerek didik didik ettiler. Ve vaat yerine getirilmiş oldu.
17:6. Ayet
Mustafa Çavdar
Daha sonra size mal ve evlatlar vererek, güç ve nüfus olarak güçlendirdik böylece sizi yeniden onlara galip getirdik. 3/127, 5/11, 8/7, 33/10-11
Şinasi Güneş
Sonra sizi tekrar onların üzerine kavuşturduk [1]. Ve mallarla ve oğullarla sizi genişlettik ve nefer olarak sizi daha çok kıldık [7:95].
17:7. Ayet
Mustafa Çavdar
Ve şunu dedik “Eğer iyi davranırsanız bunun güzel sonucunu görürsünüz, yok eğer kötü davranırsanız bunun kötü sonucuna katlanırsınız.” Nihayet son cezalandırma zamanı geldiğinde ilkinde olduğu gibi o mescide girip yakıp yıksınlar. Şeref ve itibarınızı ayaklar altına alsınlar ve ülkeyi baştan sona talan edip yerle bir etsinler.
Şinasi Güneş
Eğer iyilik yaptıysanız kendiniz için iyilik yaptınız. Kötülük yaptıysanız da aynı şekilde. Sonraki vaadin zamanı gelince de, yüzlerinize kötülük yapmaları ve tıpkı ilk kez girdikleri gibi mescitlere girmeleri ve üstünlük taslamanıza neden olan ne varsa bir yıkışla yıkmaları için…[1].
17:8. Ayet
Mustafa Çavdar
Umulur ki Rabbiniz size merhamet eder; ama siz tekrar kötülüğe dönerseniz, biz de sizi cezalandırmaya döneriz. Zira biz cehennemi böyle nankör kâfirler için çepeçevre kuşatan bir zindan yaptık. 4/95, 7/156, 9/20...22,
Şinasi Güneş
Rabbinizin size merhamet etmesi umulur. Eğer siz döndüyseniz biz de döndük. Ve cehennemi, gerçekleri örtenler için mahsur kalınan yer [hisar] kıldık.
17:9. Ayet
Mustafa Çavdar
Hiç şüphe yok ki bu Kuran, en sağlam en doğru yola yöneltir.1 Güzel ve yararlı işler yapan müminlere de muhteşem bir ödül olduğunu müjdeler.2, 15/15-16, 14/1, 57/9, 2
Şinasi Güneş
Şüphesiz bu Kur'an, o daha doğru / daha sağlam / daha ayakta tutan şey için yol gösterir. Ve düzeltici işler yapan inanıp güvenenleri müjdeler. Gerçekten onlara büyük bir karşılık vardır.
17:10. Ayet
Mustafa Çavdar
Ve ahirete inanmayanlara da acıklı bir azap hazırladığımızı. 45/6...8
Şinasi Güneş
Ve gerçekten, ahirete inanıp güvenmeyenlere de can acıtıcı bir azap hazırladık.
17:11. Ayet
Mustafa Çavdar
İnsan, iyilik için dua ettiğini sanarak kötülüğü için de dua eder. Çünkü insan çok acelecidir! 21/37, 10/50, 46/4...6
Şinasi Güneş
İnsan, duası hayır iken, şerre dua eder. İnsan çok acelecidir [1].
17:12. Ayet
Mustafa Çavdar
Çünkü biz, gece ile gündüzü kudretimizi gösteren iki ayet/işaret kıldık. Nitekim biz gece ayetini giderir, onun yerine aydınlatıcı olan gündüz ayetini getiririz ki; çalışıp çabalayarak Rabbinizin lütfundan payınıza düşeni arayasınız ve yılların sayısını ve geçen günlerin hesabını yapabilesiniz. İşte biz, her şeyi en detaylı bir şekilde açıklıyoruz. 2/89, 6/96, 10/67, 28/71...73
Şinasi Güneş
Geceyi ve gündüzü iki ayet kıldık. Yılların sayısını ve hesabını bilmeniz ve Rabbinizden bir armağan aramanız için gece ayetini imha ettik ve aydınlık olarak gündüz ayetini kıldık. Biz her şeyi ayrıntılı olarak ayrı ayrı açıkladık.
17:13. Ayet
Mustafa Çavdar
Zira biz her insanın yaptıklarını yazıyoruz. Kıyamet günü kitap olarak ortaya koyacağız.
Şinasi Güneş
Ve her insanın kuşunu kendi boynuna gerekli kıldık [1]. Kıyamet günü ona, açılmış olarak karşılaştığı bir kitap çıkarırız [2].
17:14. Ayet
Mustafa Çavdar
Ve diyeceğiz ki: “Oku kitabını! Bugün hesabını görmek için sen kendine yetersin.”
Şinasi Güneş
Oku kitabını! Bugün hesap görücü olarak kendine yetersin.
17:15. Ayet
Mustafa Çavdar
Doğru yolu tercih eden kişi, ancak kendisi için doğru yola girmiştir. Sapan kimse de kendi aleyhine sapmış olur.1 Zira hiç bir sorumlu bir başkasının sorumluluğunu taşımaz.2 Çünkü biz elçi göndererek uyarmadıkça hiçbir toplumu cezalandırmayız.3
Şinasi Güneş
Kim doğru yolu görürse ancak kendisi için doğru yolu görür. Kim saparsa da ancak kendi aleyhine sapar. Hiçbir üstlenen başkasının yükünü üstlenmez [1]. Biz bir elçi görevlendirene kadar azap ediciler olmadık [2].
17:16. Ayet
Mustafa Çavdar
Biz bir ülkeye emrimizi bildiririz emrimizi uygulamayan oranın şımarık zenginleri ülkede isyan ve azgınlığa devam ederler ve böylece helakı hak etmiş olurlar. Biz de orayı yerle bir ederiz de, onlar hakkındaki yasamız yerine gelmiş olur.
Şinasi Güneş
Biz bir kenti yıkıma uğratmak istediğimizde [13:11], refaha kavuşturulmuş [varlık içerisinde] olanlarını emir sahibi [yönetici] yaparız [1] da, onlar orada yoldan çıkarlar ve söz üzerine hak olur. Böylece orayı yerle bir edişle yerle bir ederiz [2].
17:17. Ayet
Mustafa Çavdar
Nitekim biz Nuh’tan sonra kaç tane uygarlığı böyle helak ettik.1 Zira günahkâr kullarıyla başa çıkmak için her şeyden haberdar olan ve her şeyi gören Rabbin yeter.2, 111/117, 30/9, 50/12...14,
Şinasi Güneş
Nuh'un ardından nice kuşakları yıkıma uğrattık. Rabbinin, kullarının günahlarını hakkıyla görmesi ve haberdar olması yeter.
17:18. Ayet
Mustafa Çavdar
Kim ahireti bırakıp hemen acil olanı dünyayı tercih ederse, biz istediğimiz kimse için burada dilediğimiz kadarını çabucak veririz. Sonra da cehennemi ona mekân yaparız, oraya kınanmış ve rahmetten dışlanmış olarak atılır.
Şinasi Güneş
Kim acil olanı [dünya hayatını] isterse, gerekli gördüğümüz şeyi dilediğimiz kimse için orada ona çabuklaştırırız. Sonra ona cehennemi kılarız. Gözden düşmüş [alçalmış] ve itilmiş [dışlanmış] olarak oraya yaslanır.
17:19. Ayet
Mustafa Çavdar
Kim de ahireti tercih eder ve tüm çabasıyla orası için çalışırsa, o mümindir işte bunların gayret ve çabası en güzel şekilde karşılık bulacaktır.
Şinasi Güneş
Ve kim ahireti isterse ve o inanıp güvenmiş olarak ona gayret edilmesi gerektiği şekilde gayret ederse, onların gayretlerinin karşılığı verilir.
17:20. Ayet
Mustafa Çavdar
Hâlbuki biz hepsine, hem onlara hem bunlara bu dünyada Rabbinin nimetlerinden zaten bahşetmekteyiz. Zira Rabbinin bağışı herhangi bir zümreyle sınırlandırılamaz.
Şinasi Güneş
Onlara da, onlara da, hepsine [1] Rabbinin verdiklerinden [2] genişletiriz. Rabbinin verdikleri kısıtlanmış değildir.
17:21. Ayet
Mustafa Çavdar
Onları dünya nimetlerinden faydalanmada birbirlerine nasıl farklı ve üstün kıldığımıza bir bak! Ama ahiretteki üstünlük hem nitelik hem de nicelik olarak çok daha büyüktür.
Şinasi Güneş
Onlardan bazılarını bazılarının üzerine nasıl fazlalıklı yaptığımızı bir gözlemle. Ve ahiret, derece olarak daha büyüktür. Ve fazlalık olarak da daha büyüktür.
17:22. Ayet
Mustafa Çavdar
Sakın Allah ile birlikte başka bir ilah edinme! Yoksa kınanmış ve terk edilmiş olarak yapayalnız kalırsın.
Şinasi Güneş
Allah ile birlikte başka bir ilah kılma [1]. Gözden düşmüş [alçalmış] ve yardımsız olarak oturup kalırsın.
17:23. Ayet
Mustafa Çavdar
Rabbin, kendisinden başkasına kulluk etmemenizi ve ana babaya iyi davranmanıza hükmetmiştir. Eğer, onlardan biri veya her ikisi senin yanında ihtiyarlayacak olurlarsa, onlara “Öf” bile deme! Onları azarlama. Onlara gönül alıcı güzel söz söyle. 4/36, 6/151, 29/8, 31/14/,
Şinasi Güneş
Rabbin, O'nun dışında kimseye kulluk etmemenizi ve anne babanıza iyiliği hükme bağladı [1]. Şayet ikisinden biri veya her ikisi, yanında büyüklüğe [ihtiyarlığa] ulaşırlarsa, o ikisine öf deme ve onları azarlama. Onlara saygılı söz söyle.
17:24. Ayet
Mustafa Çavdar
Dahası onlara şefkatle tevazu kanadını ger ve şöyle dua et: “Rabbim, onlar küçükken nasıl beni merhametle besleyip büyüttülerse şimdi de sen onları merhametinle kolla!
Şinasi Güneş
O ikisine merhametten alçak gönüllülük kanadını indir. Ve de ki: ''Rabbim, küçük iken beni yetiştirip büyüttükleri gibi onlara merhamet et.''
17:25. Ayet
Mustafa Çavdar
Rabbiniz, ana babanıza hangi niyetle davrandığınızı çok iyi bilir. Eğer Salih kimseler olup iyi davranırsanız, şüphesiz O; kendisine yönelenler için tarifsiz bir bağışlayıcıdır.
Şinasi Güneş
Rabbiniz iç dünyanızda [nefsinizde, benliğinizde] olanı daha iyi bilir. Şayet düzelticiler olursanız, O, kesinlikle kendisine dönüş yapanlar için bağışlayandır.
17:26. Ayet
Mustafa Çavdar
Akrabaya, düşküne ve yolda kalmışa hakkını ver fakat gereksiz yere saçıp savurma!
Şinasi Güneş
Yakınlık sahibine [1], miskine [2], yol oğluna [3] hakkını ver. Boşa [kötü, zararlı şeylere] harcama yapma.
17:27. Ayet
Mustafa Çavdar
Çünkü saçıp savuranlar, şeytanların kardeşleri olup çıkarlar. Unutma ki şeytan, Rabbine karşı pek nankördür. 2/168-169, 3/175, 36/60...65
Şinasi Güneş
Şüphesiz boşa [kötü, zararlı şeylere] harcama yapanlar, şeytanların kardeşleridir. Şeytan, Rabbi için bir nankördür.
17:28. Ayet
Mustafa Çavdar
Eğer sen Rabbinden gelecek bir rahmeti beklerken onlara bir şey veremeyeceksen, hiç olmazsa onlara gönül alıcı güzel sözler söyle!
Şinasi Güneş
Eğer Rabbinden beklediğin bir rahmeti ararken, onlardan [1] mesafeli [ilgisiz] kalırsan, onlara kolaylaştırıcı söz söyle.
17:29. Ayet
Mustafa Çavdar
Ne eli sıkı bir cimri ol ne de saçıp savuran biri. Aksi halde kınanır, pişman olursun. Bu durumda hem dile düşersin ve hem de açıkta kalırsın.
Şinasi Güneş
Elini boynuna bağlanmış kılma [cimri olma] ve onu tamamen açık tutar şekilde açma. Kınanmış ve pişman olmuş şekilde oturup kalırsın.
17:30. Ayet
Mustafa Çavdar
Zira senin Rabbin hak eden kişi için rızkı yayar ve daraltır/bir ölçüye göre verir. Şüphesiz O, kulların her halinden haberdardır. Onları her durumda görmektedir. 2/126, 42/49-50, 89/15...20
Şinasi Güneş
Şüphesiz Rabbin, gereğini yapan kimse için rızkı açar bollaştırır ve ölçülü verir [1]. Şüphesiz O, kullarından haberdar olandır, hakkıyla görendir.
17:31. Ayet
Mustafa Çavdar
Yoksulluk korkusu ile sakın çocuklarınızı öldürmeyin. Zira biz onların rızkını da sizin rızkınızı da veririz. Onları öldürmek büyük bir günahtır.
Şinasi Güneş
Yoksulluk endişesiyle evlatlarınızı etkisizleştirmeyin [1]. Onları ve sizi biz rızıklandırıyoruz. Şüphesiz onları etkisizleştirmek büyük bir hatadır.
17:32. Ayet
Mustafa Çavdar
Ve sakın zinaya yaklaşmayın. Çünkü o, çok çirkin bir iştir ve çok kötü bir yoldur. 4/16-25, 24/2...5,
Şinasi Güneş
Zinaya yaklaşmayın. Şüphesiz o, bir aşırılıktır ve kötü bir yoldur.
17:33. Ayet
Mustafa Çavdar
Ve Allah’ın dokunulmaz kıldığı cana, haklı bir sebep olmadıkça asla kıymayın! Bununla birlikte kim haksız yere öldürülürse, onun velisine (kısas ve tazminat isteme konusunda) bir yetki verdik. Fakat o da ceza konusunda aşırıya gitmesin zaten. O, yetki verilerek yardıma mazhar olmuştur. 2/178, 4/29-92, 5/27...32- 45,
Şinasi Güneş
Allah'ın dokunulmaz kıldığı bir canı, haksız yere etkisizleştirmeyin [öldürmeyin]. Kim yanlışa uğramış olarak etkisizleştirilirse, onun yakınını yetkili kıldık. Etkisizleştirmede ölçüsüz [hakkaniyetsiz] davranmasın. Şüphesiz ona yardım edilmiştir [2:178].
17:34. Ayet
Mustafa Çavdar
İyilik ve değerlendirme amacı dışında, reşit oluncaya kadar yetimin malına yaklaşmayın.1 Verdiğiniz ahde sadık kalın. Çünkü verilen ahit sorumluluk gerektirir.2 14/5-6, 6/152, 22/177, 3/76, 5/1, 7/102, 23/8, 61/2-3
Şinasi Güneş
Daha iyisi olması dışında, şiddetli çağına ulaşana kadar yetimin malına yaklaşmayın [4:2, 6:152]. Verilen sözü yerine getirin. Şüphesiz verilen sözde sorumluluk vardır [33:15].
17:35. Ayet
Mustafa Çavdar
Bir şeyi ölçtüğünüzde tam ölçün, tarttığınız zaman da doğru bir terazi ile tam tartın. Böylesi çok daha yararlı ve sonuç alma açısından en güzelidir. 6/152, 7/85, 55/7...9, 83/1...4
Şinasi Güneş
Ölçtüğünüzde ölçüyü tam yapın ve dosdoğru teraziyle tartın. Bu, hayırlı ve varılacak sonuç açısından daha iyidir [1].
17:36. Ayet
Mustafa Çavdar
Ve hakkında bilgi sahibi olmadığın bir şeyin peşine düşme! Zira kulak, göz ve kalp, bunların hepsi ondan sorumludur.
Şinasi Güneş
Hakkında ilmin olmayan şeyin ardına düşme. Kulak verme, bakış açısı ve beyin melekeleri, kesinlikle hepsi ondan sorumludur.
17:37. Ayet
Mustafa Çavdar
Ve sakın yeryüzünde böbürlenerek yürüme! Zira sen, ne yeri yarabilirsin ne de boyca dağlara erişebilirsin.
Şinasi Güneş
Yeryüzünde böbürlenerek yürüme. Şüphesiz sen, asla yeri yaramazsın. Ve asla uzun dağlara ulaşamazsın.
17:38. Ayet
Mustafa Çavdar
İşte bunların hepsi de, Rabbinin katında hoş olmayan çirkin şeylerdir. 7/28, 39/7-9,
Şinasi Güneş
Bunların hepsinin kötülüğü Rabbinin katında istenmeyen şeylerdir.
17:39. Ayet
Mustafa Çavdar
İşte bunlar Rabbinin sana vahyettiği hikmetlerdir. Sakın Allah ile birlikte bir başka ilah edinme! Aksi halde kınanmış ve kovulmuş olarak cehenneme atılırsın.
Şinasi Güneş
Bunlar Rabbinin hikmetten sana vahyettiği şeylerdendir [6:151-152]. Allah ile birlikte başka bir ilah kılma [2]. Kınanmış ve itilmiş [dışlanmış] olarak cehenneme bırakılırsın.
17:40. Ayet
Mustafa Çavdar
“Rabbiniz; sizin için oğulları seçti de, meleklerden kendisine kızlar edindi” öyle mi? Siz gerçekten vebali çok büyük bir söz söylüyorsunuz.
Şinasi Güneş
Rabbiniz, oğulları size seçkin kıldı da meleklerden dişiler mi edindi? Siz, kesinlikle dehşet bir söz söylüyorsunuz.
17:41. Ayet
Mustafa Çavdar
Oysa biz bu Kuran’da öğüt alsınlar diye, hakikati farklı şekillerde tekrar tekrar dile getirdik. Ama gel gör ki bu açıklamalar onların sadece nefretini artırıyor. 17/45-46-82,
Şinasi Güneş
Şüphesiz bu Kur'an'da, bilgilerini devamlı kullansınlar ve akıllarını başlarına alsınlar diye evire çevire açıklamalar yapsak da, onların nefretlerinin dışında bir şeyi artırmıyor.
17:42. Ayet
Mustafa Çavdar
De ki: “Eğer iddia ettikleri gibi, Allah’la beraber başka ilahlar olsaydı; hükümranlık makamının sahibine ulaşıp üstün gelmek için yol ararlardı.” 21/22, 23/71-91
Şinasi Güneş
De ki! "Şayet onların dedikleri gibi, O'nunla birlikte ilahlar olsaydı, o zaman kesinlikle en büyük egemenlik makamının sahibine bir yol ararlardı."
17:43. Ayet
Mustafa Çavdar
Zira O, onların bütün bu yakıştırmalarından münezzehtir ve yücedir. 2/255, 36/36, 59/22...24
Şinasi Güneş
O yüceler yücesi, onların söylemekte olduklarından büyük bir yücelikle münezzehtir.
17:44. Ayet
Mustafa Çavdar
Yedi gök ve yeryüzü, buralarda bulunan bütün akıllı varlıklar O’nu tesbih ederler O’nun koyduğu yasaya göre hareket ederler. Zira O’nu övgü ile tesbih etmeyen O’nun yasalarınca hareket etmeyen hiçbir varlık yoktur. Fakat siz onların bu tespihini yasaya boyun eğmelerini anlayamazsınız. Buna rağmen O çok müsamahakâr ve çok bağışlayıcıdır. 13/13, 16/48...50,
Şinasi Güneş
Yedi gök ve yeryüzü ve içinde olanlar O'nu tesbih eder [O'nun belirlediği yörüngede, yaratış amacına göre hareket eder]. O'nu hamdiyle [her işini kusursuz yapmasıyla] tesbih etmeyen hiçbir şey yoktur. Onların tesbihlerini kavrayamazsınız. Şüphesiz O, yumuşak davranandır, bağışlayandır.
17:45. Ayet
Mustafa Çavdar
Sen Kuran okuduğun zaman, ahirete inanmayanlar seninle aralarına perde çekerler. 7/146-147, 22/15-16, 31/7, 45/6...9
Şinasi Güneş
Kur'an öğrenip öğrettiğin zaman, senin ve ahirete inanıp güvenmeyenlerin arasına gizli bir perde kılarız.
17:46. Ayet
Mustafa Çavdar
Kuran’ı anlamak istemeyenler kalplerinin üzerine perde gererler. Kulakları ile dinlemek istemezler. Sen Kuran’da Rabbinin tekliğini dillendirdiğinde, nefretle arkalarına dönüp kaçarlar. 19/73, 38/1...10,
Şinasi Güneş
Onu kavramaları konusunda kalplerinin üzerine bir kapalılık ve kulaklarına bir ağırlık kıldık [1]. Kur'an'da Rabbinin birliğini hatırlattığında, nefretle arkalarını dönerek uzaklaşırlar [2].
17:47. Ayet
Mustafa Çavdar
Çünkü biz, onların sen Kuran okurken seni ne maksatla dinlediklerini de, aralarında fısıldaşırken o zalimlerin “Siz sadece büyülenmiş bir adama uyuyorsunuz” dediklerini de çok iyi biliyoruz. 7/184-185,
Şinasi Güneş
Biz, onların seni dinlediklerinde ne sebeple dinlediklerini de, o yanlış yapanların, gizlice konuşurlarken: ''Siz saçma sapan şeylerin etkisi altına girmiş, aldanmış bir adamdan başkasına uymuyorsunuz.'' dediklerini de daha iyi biliyoruz.
17:48. Ayet
Mustafa Çavdar
Şunlara bak, sana neler yakıştırıyorlar öyle! Ve öyle bir sapıyorlar ki, artık doğru yolu bulmalarına imkân yok. 10/90...93,
Şinasi Güneş
Senin hakkında nasıl benzetmeler vurgulayarak sapıyorlar bir gözlemle. Bir yola [çıkış yoluna] güçleri de yetmez.
17:49. Ayet
Mustafa Çavdar
Ve bir de “Biz kemik yığınına dönüşmüş ve ufalanıp toprağa karıştıktan sonra yeni bir yaratılışla tekrar diriltileceğiz öyle mi?” diyorlar. 13/5, 17/97...99, 23/35, 36/78-79
Şinasi Güneş
Ve: ''Kemikler ve ufalanmış toprak iken mi yeni bir oluşturuluşla harekete geçirilenler olurmuşuz?'' dediler.
17:50. Ayet
Mustafa Çavdar
Sen de onlara de ki: “İster taş olun, ister demir!” 14/48-49, 56/47-61
Şinasi Güneş
De ki! ''Demir veya taş olun.''
17:51. Ayet
Mustafa Çavdar
“Ya da dirilmesini hayal dahi etmediğiniz bir varlığa dönüşün!” Onlar da “Bizi tekrar kim diriltecek?” diyecekler. De ki: “Sizi ilk defa kim yarattıysa O!” Bunun üzerine sana alaycı bir şekilde başlarını sallayarak: “Peki o, ne zaman olacak?” De ki: “Belki de çok yakında!”
Şinasi Güneş
''Veya göğüslerinizde büyüttüğünüz şeylerden bir oluşturuluş [1].'' Bunun üzerine: ''Bizi kim döndürür?'' diyecekler. De ki! ''En başında fıtratınızı belirleyen [2].'' Sana başlarını sallayacaklar ve: ''O ne zamandır?'' diyecekler. De ki! ''Yakın olması muhtemeldir.''
17:52. Ayet
Mustafa Çavdar
O gün sizi çağırdığında, derhal çağrısına O’nu överek uyacaksınız. Ve dünyada az bir zaman kaldığınızı zannedeceksiniz. 20/108, 30/25, 37/16...21, 54/6...8
Şinasi Güneş
Sizi çağırdığı gün, hamdiyle [1] icabet edersiniz ve çok azı dışında kalmadığınıza [2] kanaat getirirsiniz.
17:53. Ayet
Mustafa Çavdar
Kullarıma söyle; sözün en güzelini söylesinler, zira şeytan onların aralarını bozmaya çalışır. Hiç şüphesiz şeytan, insan için apaçık bir düşmandır.
Şinasi Güneş
Kullarıma de ki! O daha iyi olanı [sözün daha iyi olanını] söylesinler. Şüphesiz şeytan, aralarına dürter [1]. Şüphesiz şeytan, insan için açıkça bir düşmandır.
17:54. Ayet
Mustafa Çavdar
Rabbiniz, sizin neye layık olduğunuzu çok iyi bilmektedir. O rahmetine uygun görürse size rahmet eder, azabını hak etmiş görürse de sizi azaba uğratır. Zira biz, seni onların vekili olarak göndermedik.
Şinasi Güneş
Rabbiniz sizi daha iyi bilir. Gerekli görürse size merhamet eder veya gerekli görürse sizi azaba uğratır. Seni üzerlerine dayanak olarak göndermedik.
17:55. Ayet
Mustafa Çavdar
Çünkü senin Rabbin, göklerde ve yerde her kim varsa hepsini en iyi bilendir. Biz bazı nebileri farklı özelliklerle her birini diğerine göre faziletli kılmışızdır. Bu çerçevede Davud’a Zebur’u verdik. 2/253, 4/163...165,
Şinasi Güneş
Ve Rabbin, göklerde ve yeryüzünde kim varsa daha iyi bilir. Şüphesiz bazı nebileri [1] bazılarına fazlalıklı yaptık. Ve Davud'a hikmet yüklü sayfalar verdik [2].
17:56. Ayet
Mustafa Çavdar
De ki: “Allah’a yakın saydıklarınızı, sıkıntıya düştüğünüzde çağırın bakalım. Ne sizden sıkıntıyı gidermeye ne de onu iyiliğe çevirmeye güçleri yeter!” 2/165...167, 6/94, 39/3, 46/4...6
Şinasi Güneş
De ki! ''O'nun yakınından olduklarını iddia ettiklerinizi çağırın. Sizden darlığı kaldırmaya ve başkalaştırmaya [uzaklaştırmaya] güçleri yetmez [34:22, 35:40].''
17:57. Ayet
Mustafa Çavdar
Oysa onların dua ile yalvarıp yakardıkları kimseler var ya; Onların içinden Allah’a en yakın olduğunu sandıkları bile Rablerine daha yakın olmak için yol ararlar. Ve O’nun rahmetini ümit ederler, azabından ise korkarlar. Zira Rabbinin azabı çok korkunçtur. 9/99, 34/31...33-37
Şinasi Güneş
Onların çağırdıkları, hangileri Rablerine daha yakın diye vesile ararlar ve rahmetini bekler, azabından korkarlar. Şüphesiz Rabbinin azabı, hazırlıklı olunması [çekinilmesi] gereken bir şeydir.
17:58. Ayet
Mustafa Çavdar
Kıyamet gününden önce helak etmediğimiz, ya da şiddetli bir şekilde cezalandırmadığımız suça batmış hiçbir toplum yoktur. İşte bu kitapta/yeryüzünde kalıntılar şeklinde yazılmıştır. 22/42...48, 38/12...14, 37/137-138
Şinasi Güneş
Hiçbir kent yoktur ki, biz kıyamet gününden önce onu yıkıma uğratmış olmayalım veya ona şiddetli bir azapla azap etmeyelim. Bu kitapta satırlaştırılmıştır [11:48][1].
17:59. Ayet
Mustafa Çavdar
Öncekilerin yalanlamış olması bizim ayetler göndermemizi engellemedi. Semûd’a, apaçık bir mucize olarak o dişi deveyi vermiştik ama onu hunharca keserek emrimize karşı gelip kendilerine zulmettiler. Zira biz ayetleri korkutarak uyarmak için göndeririz. 20/133-134, 29/50-51, 26/154...157, 91/11...15
Şinasi Güneş
Öncekilerin onu yalanlaması bizi ayetler [1] göndermekten men etmedi. Semud'a hakikati gösteren dişi deveyi [2] vermiştik de onunla yanlış yapmışlardı. Biz, korkutmak dışında ayetler [doğal afetler] göndermeyiz.
17:60. Ayet
Mustafa Çavdar
Hani sana “Senin Rabbinin, tüm insanları ilmiyle çepeçevre kuşattığını” söylemiştik. Sana gösterdiğimiz o rüyayı ve Kuran’da lanetlenmiş
Şinasi Güneş
Hani sana ''Rabbin insanları kuşatmıştır.'' demiştik. Kur'an'da lanetlenmiş şecereyi [1] ve sana gösterdiğimiz o görüntüyü [17:1, 53:7…18] insanlar için bir fitne [sınav vesilesi] olması dışında bir şey kılmadık. Onları korkutuyoruz. Fakat bu, onların büyük bir tuğyanın [bardağı taşırmanın] dışında bir şeylerini artırmıyor.
17:61. Ayet
Mustafa Çavdar
Hani biz meleklere: “Âdem için secde edin/onun emrine girin!” dediğimizde, İblis dışında hepsi secde etti. İblis: “Çamurdan yarattığın kimseye ben secde mi ederim?” dedi. 2/30...39, 7/11...25, 15/28...44
Şinasi Güneş
Hani meleklere [doğal güçlere]: ''Adem için secde edin [insanlığın emrine boyun eğin]!'' demiştik de, iblis [anlık, ham düşünce melekesi] dışında hemen secde etmişlerdi. ''Oluşturduğun bir çamur olan kimse için mi secde edeyim?'' demişti.
17:62. Ayet
Mustafa Çavdar
“Benden üstün tutacak bunu mu buldun? Eğer, beni kıyamet gününe kadar ertelersen; çok azı dışında onun soyunun hepsini azdırıp emir ve kumandam altına alacağım!” dedi.
Şinasi Güneş
''Bu, senin üzerime saygın tuttuğuna dikkat ettin mi? Şayet kıyamet gününe kadar beni ertelersen [bana süre verirsen], kesinlikle çok azı dışında soyunu kendime bağlarım.'' dedi.
17:63. Ayet
Mustafa Çavdar
Allah: “Çık git huzurumdan, onlardan kim sana uyarsa hepinizin cezası cehennemdir. Tam ve eksiksiz bir ceza!” 36/60...65, 38/71...85
Şinasi Güneş
''Git! Onlardan sana kim uyarsa, şüphesiz tam karşılık bir ceza olarak cehennem karşılığınızdır [1].
17:64. Ayet
Mustafa Çavdar
Haydi şimdi onlardan gücünün yettiğini vesvesenle ayart, onların üzerine süvarilerinle ve piyadelerinle saldır. Onların mallarına ve evlatlarına ortak ol ve onlara çeşitli vaatlerde bulun! Unutmayın ki şeytanın vaatleri aldatmacadan başka bir şey değildir. 2/168, 3/175, 35/5-6,
Şinasi Güneş
Onlardan gücünün yettiklerini sesinle [söz ve vesveseyle] ayır. Atlılarınla ve yayalarınla [bütün gücünle] üzerlerine çullan. Mallarda ve evlatlarda onlara ortak ol [1] ve onlara vaat et. Şeytanın onlara vaadi, aldatışın dışında bir şey değildir.
17:65. Ayet
Mustafa Çavdar
“Şunu iyi bil ki, benim has kullarımın üzerinde senin hiçbir etkin gücün olmayacaktır. Zira Rabbin vekil olarak yeter.” 15/40, 16/98...100,
Şinasi Güneş
Şüphesiz kullarım üzerinde senin bir yetkin [1] yoktur. Dayanak olarak Rabbin yeter.
17:66. Ayet
Mustafa Çavdar
O Rabbiniz ki, lütuf ve kereminden payınıza düşeni arayasınız diye sizin için denizlerde gemileri yüzdürendir. Çünkü O, size karşı çok merhametlidir.
Şinasi Güneş
Rabbiniz, armağanından aramanız için denizde gemileri sürendir. Şüphesiz O, size merhametlidir.
17:67. Ayet
Mustafa Çavdar
Denizde bir tehlikeyle karşı karşıya kaldığınızda, Allah ile aranıza koyup dua ile yalvarıp yakardıklarınız sizi yüz üstü bırakıp kaybolur; sadece O kalır. Ama sizi kurtarıp karaya çıkardığında da O’ndan yüz çevirirsiniz. Zira insanoğlu çok nankördür. 6/63-64, 10/21...23, 31/32, 41/49...51
Şinasi Güneş
Denizde size bir darlık dokunduğunda, O'nun dışında çağırdıklarınız kayboldu. Sizi karaya doğru kurtardığımızda ise, duyarsız / mesafeli durdunuz. İnsan nankördür [1].
17:68. Ayet
Mustafa Çavdar
Peki Allah’ın sizi karada yerin dibine batırmayacağından veya üzerinize taşlar yağdıran bir kasırga göndermeyeceğinden yana bir garantiniz mi var? Sonra da O’ndan başka dayanıp güvenecek bir koruyucu bulamazsınız. 7/97...99, 12/107, 16/45...47
Şinasi Güneş
Sizi kara tarafında yere geçirmesi veya üzerinize bir kasırga göndermesi konusunda güvende misiniz [1]? Sonra kendinize bir dayanak da bulamazsınız.
17:69. Ayet
Mustafa Çavdar
Yahut onun sizi; başka bir sefer için denize döndürmeyeceğinden, denize döndürdüğünde de nankörlüğünüzden dolayı üzerinize şiddetli kasırgalar göndererek sizi sulara gömmeyeceğinden yana bir garantiniz mi var? Sonra da bize karşı size arka çıkacak kimse bulamazsınız.
Şinasi Güneş
Yoksa, sizi başka bir sefer oraya döndürüp, kasıp kavurandan bir fırtına göndererek, gerçekleri örtmenizden dolayı sizi boğması konusunda güvende misiniz? Sonra kendinize bize karşı peşinize düşen [size arka çıkan] birini de bulamazsınız.
17:70. Ayet
Mustafa Çavdar
And olsun ki biz Âdemoğullarına değer vererek ikramda bulunduk. Karada ve denizde onlara ulaşım imkânları sağladık, temiz ve güzel rızıklarla rızıklandırdık. Böylece onları yarattığımız varlıkların çoğuna farklı kıldık. 14/32...34, 17/61-62, 31/29-30
Şinasi Güneş
Şüphesiz ademoğlunu saygın kıldık [49:13]. Onları karada ve denizde taşıdık ve temiz şeylerden onları rızıklandırdık. Ve onları, oluşturduğumuz kimselerden çoğunun üzerine fazlalıklı kıldık [1].
17:71. Ayet
Mustafa Çavdar
O gün, biz bütün insanları önderleriyle birlikte çağıracağız. Kitabı sağından verilenler, işte onlar kitaplarını okuyacaklar ve en küçük bir haksızlığa uğramayacaklar. 4/41, 69/18...24, 84/7-8,
Şinasi Güneş
Bir gün, insanların hepsini önderleriyle çağırırız [1]. Kimin kitabı sağından verilirse, onlar kitaplarını okurlar ve onlar kıl kadar bile yanlışlığa uğratılmazlar [19:60].
17:72. Ayet
Mustafa Çavdar
Her kim bu dünyada ayetlerimize karşı kör davranırsa, o ahirette de kör olacak hatta daha beter bir durumda olacak. 17/97-98, 20/123...127
Şinasi Güneş
Kim burada kör olduysa, o, ahirette de kördür [20:126]. Ve yol olarak daha sapıktır.
17:73. Ayet
Mustafa Çavdar
Az kalsın seni ayartıp, sana vahyettiğimiz Kuran dışında; bizim adımıza birtakım şeyler uydurtarak, böylece bize iftira etmeni sağlayacaklardı ve o takdirde seni Halil/dost edineceklerdi. 5/48-49,
Şinasi Güneş
Neredeyse, onun başkasını üzerimize iftira atman için [1] sana vahyettiğimizden seni ayırıyorlardı. O zaman seni, izinden gidilen bir önder edinirlerdi.
17:74. Ayet
Mustafa Çavdar
Eğer biz seni sağlam tutmamış olsaydık, sen de onlara az da olsa meyledecektin.
Şinasi Güneş
Şüphesiz, seni sağlamlaştırmamız olmasaydı, nerdeyse, az bir şey de olsa onlara yanaşıyordun.
17:75. Ayet
Mustafa Çavdar
O takdirde biz de sana hayatın da, ölümün de acısını kat kat tattırırdık. Sonra da bize karşı sana yardım edecek kimse bulamazdın. 3/192, 10/15-16, 45/34-35
Şinasi Güneş
O zaman, kesinlikle sana hayatın [azabının] kat katını ve ölümün [azabının] kat katını tattırırız. Bize karşı sana bir yardımcı da bulamazsın.
17:76. Ayet
Mustafa Çavdar
Bunu başaramayanlar, seni yurdundan sürüp çıkarmak için az kalsın dünyayı başına yıkacaklardı. Bu durumda onlar da senin ardından orada ancak az bir zaman kalabilirlerdi. 9/40, 33/60...62, 47/13, 63/7-8
Şinasi Güneş
Seni oradan çıkarmak için neredeyse o yerden [Mekke'deki evinden] ayırıyorlardı [8:30]. O zaman, senden sonra az bir süre dışında onlar da kalamazlar.
17:77. Ayet
Mustafa Çavdar
Zira senden önce gönderdiğimiz elçilere uygulanan yasa budur. Bizim sünnetimiz/yasamızın uygulamasında bir değişiklik bulamazsın.
Şinasi Güneş
Senden önce gönderdiğimiz elçilerimizden olan kimselerin uygulaması budur. Uygulamamız için bir başkalaşma [uzaklaşma] bulamazsın [1].
17:78. Ayet
Mustafa Çavdar
Güneşin batı tarafına yönelmesinden, gecenin karanlığının bastırmasına kadar namazını kıl. Özellikle sabah okumasına dikkat et, şüphe yok ki sabah okuması algının açık olduğu andır. 11/114, 30/17-18,
Şinasi Güneş
Güneşin kaybolmasından, gecenin iyice kararmasına kadar salatı ikame et [1]. Ve fecr vakti [2] okuması [eğitim öğretimini]. Şüphesiz fecr vakti okuması [eğitim öğretimi] şahit olunandır [3].
17:79. Ayet
Mustafa Çavdar
Ve geceleyin uykuna ara vererek, senin için nafile olan teheccüd namazını kıl! Umulur ki Rabbin, seni baş tacı olacağın bir konuma/Medine’ye ulaştırır. 25/64, 32/16, 39/9, 73/2...6-20
Şinasi Güneş
Ve sana özgü ek bir değer olarak, onunla [Kur'an'la] geceden teheccüd et [uykunu böl ve Kur'an'la yoğunlaş]. Rabbinin, seni övülmüş mevkiye [konuma 61:6] görevlendirmesi muhtemeldir.
17:80. Ayet
Mustafa Çavdar
De ki: “Rabbim, beni varacağım yere hoşnutlukla eriştir. Çıkacağım yerden de hoşnutlukla çıkar ve katından beni destekleyecek bir güç ve kuvvet ver.” 89/27...30
Şinasi Güneş
De ki! "Rabbim, beni girilen yere özü sözü doğru girdir ve çıkılan yere özü sözü doğru çıkar [1]. Ve benim için katından yardımcı bir yetki kıl [2]."
17:81. Ayet
Mustafa Çavdar
Ve de ki, “Hak geldi, batıl yok olup gitti. Zaten batıl yok olmaya
Şinasi Güneş
De ki! "Hak geldi ve batıl yok oldu. Şüphesiz batıl yok olucudur [1]."
17:82. Ayet
Mustafa Çavdar
Biz Kuran’dan müminler için şifa ve rahmeti indiriyoruz.1 Ama bu Kuran’a inanmayanların sadece zararını artırıyor.2 110/57, 41/44, 2
Şinasi Güneş
Kur'an'dan indirdiğimiz o şeyler, inanıp güvenenler için bir şifa ve bir rahmettir [1]. Yanlış yapanların ise, hüsranı dışında bir şeyi artırmıyor.
17:83. Ayet
Mustafa Çavdar
Biz insana ne zaman bir nimet tattırmışsak yüz çevirdi ve yan çizdi. Kendisine bir kötülük dokununca da ümitsizliğe düşer 10/12, 11/9, 16/52...54.
Şinasi Güneş
İnsana nimet verdiğimizde, duyarsız / mesafeli olur ve yan çizer [41:51]. Ve ona şer dokununca da, karamsar olur [1].
17:84. Ayet
Mustafa Çavdar
De ki: “Herkes seçimlerine uygun hareket eder. Şüphe yok ki Rabbiniz hanginizin daha doğru yolda olduğunu en iyi bilendir.” 6/117, 16/125, 28/85, 53/30-31
Şinasi Güneş
De ki! "Herkes karakterine göre amel eder. Ve Rabbiniz, yol olarak kimin o daha doğru olan yolda olduğunu en iyi bilir."
17:85. Ayet
Mustafa Çavdar
Sana ruhtan/vahiyden soruyorlar deki: “Ruh/vahiy Rabbimin emrindedir. O sonsuz bilgi kaynağından size çok az bir şey verilmiştir.” 26/192...194,
Şinasi Güneş
Sana ruhtan soruyorlar. De ki! "Ruh Rabbimin işindendir. Azı dışında, ilminden size verilmemiştir [1]."
17:86. Ayet
Mustafa Çavdar
Eğer dileseydik, sana vahyettiğimizin tamamını elbette giderirdik. Sonra bize karşı, onu sana geri getirecek bir yardımcı da bulamazdın. 10/15-16, 42/15, 45/17-18
Şinasi Güneş
Şayet gerekli görürsek, sana vahyettiğimizi gideririz de, sonra sana, onun hakkında bize karşı bir dayanak da bulamazsın.
17:87. Ayet
Mustafa Çavdar
Ancak, böyle olmaması Rabbinin sana olan rahmetindendir. Çünkü O’nun sana olan lütfu ve keremi çok büyüktür.
Şinasi Güneş
Ancak Rabbinden bir rahmettir [1]. Şüphesiz senin üzerine O'nun armağanı büyüktür.
17:88. Ayet
Mustafa Çavdar
De ki: “İnsanlar ve cinler, bu Kuran’ın bir benzerini meydana getirebilmek için bir araya gelip toplansalar; hatta sırt sırta verip birbirlerine destek olsalar, yine de bunun benzerini ortaya asla koyamazlar. 2/23, 10/37-38, 11/13, 52/33-34
Şinasi Güneş
De ki! "Şayet ins ve cin [1], bu Kur'an'ın bir benzerini getirmeye toplansa, şayet bazıları bazıları için arka çıkan da olsa, bir benzerini getiremezler.
17:89. Ayet
Mustafa Çavdar
Andolsun ki biz, bu Kuran’da insanlara gerçeği çeşitli şekillerde tekrar tekrar anlattık. Buna rağmen insanların çoğunun bu gerçeklerden yüz çevirmesi nankörlükten başka bir şey değildir.
Şinasi Güneş
Şüphesiz bu Kur'an'da, insanlar için her türlü örnekten evire çevire açıklamalar yaptık. Fakat insanların çoğu, kaçınıp, gerçekleri örtmenin dışında bir şey yapmadılar [1].
17:90. Ayet
Mustafa Çavdar
Kalkıp bir de şöyle diyorlar: “Bize yerden pınarlar fışkırtmadıkça asla sana inanmayacağız.” 25/7-8
Şinasi Güneş
Ve: "Yerden bize bir kaynak fışkırtana kadar sana asla inanıp güvenmeyiz." dediler.
17:91. Ayet
Mustafa Çavdar
“Veya sana ait hurma ve üzüm bahçelerin olmalı ve aralarından çağlayan ırmaklar akıtmalısın!”
Şinasi Güneş
"Veya, senin hurmalardan ve üzümlerden bir bahçen olmalı. Aralarında da fışkırıp duran nehirler fışkırtmalısın."
17:92. Ayet
Mustafa Çavdar
“Yahut iddia ettiğin gibi gökyüzünü parça parça edip başımıza yıkmalısın, ya da Allah’ı ve melekleri karşımıza getirip dikmelisin.”
Şinasi Güneş
"Veya, iddia ettiğin gibi göğü parçalar halinde üzerimize düşürmelisin. Veya, Allah'ı ve melekleri karşımıza getirmelisin [25:21]."
17:93. Ayet
Mustafa Çavdar
“Veya altından bir köşkün olmalı ya da göğe çıkmalısın. Fakat oradan bize okuyacağımız somut bir kitap getirmedikçe göğe çıktığına
Şinasi Güneş
"Veya, senin altından bir evin olmalı. Veya, göğe yükselmelisin. Bize okuduğumuz bir kitap indirene kadar da yükselişine asla inanmayız." De ki! "Rabbim bütün noksanlıklardan münezzehtir. Ben beşer bir elçinin dışında bir şey miyim [1]?"
17:94. Ayet
Mustafa Çavdar
Zaten kendilerine doğru yol kılavuzu geldiğinde, İnsanların Kuran’a inanmasını engelleyen tek şey “Allah bir beşeri mi elçi olarak gönderdi?” şeklindeki itirazları olmuştur.
Şinasi Güneş
Onlara bir yol gösterici geldiğinde, insanları inanıp güvenmekten: "Allah beşer bir elçi mi görevlendirdi?" demelerinin dışında bir şey men etmedi [1].
17:95. Ayet
Mustafa Çavdar
De ki: “Eğer yeryüzünde salına salına dolaşan melekler olsaydı, biz de onlara gökten melek elçi indirirdik.”
Şinasi Güneş
De ki! "Şayet yeryüzünde huzur içinde yürüyenler melekler olsaydı, kesinlikle onlara gökten melek bir elçi indirirdik [1]."
17:96. Ayet
Mustafa Çavdar
De ki: “Benimle sizin aranızda şahit olarak Allah yeter. Zira O, kullarının her halinden haberdardır ve görmektedir.”
Şinasi Güneş
De ki! "Benim ve sizin aranızda şahit olarak Allah yeter. Şüphesiz O, kullarından haberdardır, hakkıyla görendir."
17:97. Ayet
Mustafa Çavdar
Kim Allah’ın rehberi Kuran’a uymuşsa, o doğru yolu bulmuştur. Kim de sapıklığı tercih etmişse, artık onları Allah’a karşı savunacak evliya/dostlar bulamazsın. Biz de onları kıyamet gününde kör, dilsiz ve sağır olarak yüzüstü sürünür vaziyette mahşer yerine getireceğiz. Onların yurdu cehennemdir, ne zaman ateşleri zayıflamaya yüz tutsa onun alevler püskürten ateşini kışkırtacağız. 3/20, 19/36, 36/60-61, 7/179, 18/29, 20/123...127,
Şinasi Güneş
Allah kime yol gösteriyorsa o doğru yoldadır [1]. Kimi sapıklıkta bırakırsa da, asla onlara O'nun yanı sıra yakınlar, yol göstericiler bulamazsın [42:44]. Ve onları kıyamet günü yüzleri üstü sağır, dilsiz ve kör olarak toplarız. Barınakları cehennemdir. Her dindiğinde onlara tutuşturanı artırırız.
17:98. Ayet
Mustafa Çavdar
Bu onların, bizim ayetlerimize inanmamaları ve “Biz kemik yığını haline gelip toza toprağa karıştıktan sonra, yeni bir yaratılışla tekrar mı diriltileceğiz” demelerinin cezasıdır. 2/39, 6/26...28-93, 13/5, 36/77...79
Şinasi Güneş
Bu, ayetlerimiz hakkında gerçekleri örtmeleri ve: "Kemikler ve ufalanmış toprak iken mi yeni bir oluşturuluşla harekete geçirilenler olurmuşuz?" demelerinden dolayı onların karşılıklarıdır.
17:99. Ayet
Mustafa Çavdar
Şimdi onlar gökleri ve yeri yaratan Allah’ın, onların bir benzerini de yaratmaya gücünün yettiğini ve onlara, bir gün sona ereceğinden hiç şüphe olmayan bir ecel takdir ettiğini hiç düşünmüyorlar mı? Buna rağmen bu zalimlerin gerçeklerden yüz çevirmeleri kâfirlikten başka bir şey değildir.
Şinasi Güneş
Gerçekten gökleri ve yeryüzünü oluşturan Allah'ın, onların [yeniden dirilişe inanmayanların] benzerini oluşturmaya ölçü koyabileceğine ve onlara, içinde tereddüt olmayan bir ecel [1] kıldığına dikkat etmiyorlar mı? Yanlış yapanlar, gerçekleri örtmenin dışında her şeyden kaçınıyorlar.
17:100. Ayet
Mustafa Çavdar
De ki: “Eğer siz Rabbimin rahmet hazinelerine sahip olsaydınız, tükenir korkusuyla kimseyle paylaşmazdınız. Zira insan oldum olası pek cimridir.”
Şinasi Güneş
De ki\! "Şayet siz Rabbimin rahmet hazinelerine sahip olsaydınız, harcama endişesiyle kesinlikle sımsıkı tutardınız. İnsan eli sıkıdır.''
17:101. Ayet
Mustafa Çavdar
Andolsun ki Musa’ya apaçık dokuz ayet vermiştik. İsrailoğullarına sor! Musa onlara bu belgeler/mucizelerle geldiğinde Firavun ona: “Ey Musa, ben senin kesinlikle büyülenmiş biri olduğunu düşünüyorum!” demişti. 7/117-160-171, 27/12, 28/30...32
Şinasi Güneş
Şüphesiz Musa'ya apaçık kanıtlar olan dokuz ayet verdik. İsrailoğulları'na sor. Onlara geldiğinde Firavun ona: "Ey Musa, ben senin kesinlikle saçma sapan şeylerin etkisi altında olduğuna, aldatıldığına kanaat getiriyorum." demişti.
17:102. Ayet
Şinasi Güneş
"Bunların, aydınlatıcı olarak göklerin ve yeryüzünün Rabbinin dışında biri tarafından indirilmediğini öğrendin. Ey Firavun, şüphesiz ben de senin kesinlikle yok olduğuna kanaat getiriyorum." dedi.
17:103. Ayet
Şinasi Güneş
Bunun üzerine onları yerlerinden ayırmak istedi. Onu ve onun beraberinde kim varsa tamamını boğduk.
17:104. Ayet
Şinasi Güneş
Ondan sonra İsrailoğulları için: "O yerde oturun. Ahiret vaadi geldiğinde sizi bir araya getiririz." dedik.
17:105. Ayet
Şinasi Güneş
Onu gerçek bir amaçla indirdik ve gerçek bir amaçla indi. Ve biz seni, müjdeci ve uyarıcı olmanın dışında bir şey için göndermedik.
17:106. Ayet
Şinasi Güneş
Ve biz onu, beklenti üzerine [1] insanlara öğrenip öğretmen için, bir hitap kümesi olarak ayırdık ve onu art arda indirdik [2].
17:107. Ayet
Şinasi Güneş
De ki! Ona inanıp güvenin veya inanıp güvenmeyin. Onun öncesinde kendilerine ilim verilenler, onlara okunduğunda, derinden etkilenip çeneleri üstü kapanır [çenelerini kapatır] boyun eğerler [1].
17:108. Ayet
Şinasi Güneş
"Rabbimiz bütün noksanlıklardan münezzehtir. Rabbimizin vaadi kesinlikle yerine getirilendir." derler.
17:109. Ayet
Şinasi Güneş
Gözleri dolup, derinden etkilenerek çeneleri üstü kapanırlar [çenelerini kapatırlar] ve onların huşuları artar.
17:110. Ayet
Şinasi Güneş
De ki! "İster Allah'a davet edin, ister Rahman'a davet edin. Hangisine davet ederseniz edin, en iyi isimler O'nundur [1]. Salatını [2] çok açıktan yapma, onu gizli de yapma. Bunun arasında bir yol ara [3].
17:111. Ayet
Şinasi Güneş
De ki! ''Her işini kusursuz yapmak; evlat edinmeyen [1], mülkte ortağı olmayan ve zilletten dolayı bir yakını, yol göstericisi, müttefiki olmayan Allah'a aittir. O'nu tam bir büyüklemeyle büyükle [74:3].